Eklenme Tarihi
• 13/5/2008
| Yazı başlığı
•Basur - Hemoroid - Nedenleri -Tedavisi -Sağlık bilgisi
Kategori: Saglik |
BASUR (HEMOROİD)
Basur ya da mayasıl; hemoroidin halk arasında
kullanılan diğer adlarıdır. Anüs içinde toplardamarlar bulunur ve
çeşitli sebeplerden dolayı bu damarların içindeki basınç artar. Damarın
yapısı genişlemeye müsaittir. Bu yüzden damarlar artmış basıncı
dengelemek için genişlerler ve makat bölgesinden dışarı çıkarlar.
Dışarı sarkmış bu damar yumakları kırmızı-mor renktedir. Sık sık
kanamaya sebep olur. Kanamanın sebebi bu damarların tahrip olması
sonucu delinmesidir. Basur toplumda yaygın görülmekle birlikte
çoğunlukla 50 yaşından sonra ortaya çıkar. Tedavi bölümünde
bahsedeceğimiz alınacak çeşitli önlemlerle hastalık kontrol altına
alınabilir fakat genelde, yapılan cerrahi yöntemlerle başarılı bir
sonuç elde edilir.
BASUR NİÇİN ORTAYA ÇIKAR?
Hemoroid dediğimiz yapı vücutta normalde bulunan bir
oluşumdur. Bunlar anal kanaldaki damarsal yapılardır. Bunun hastalığı
da hemoroid (basur) olarak adlandırılır. Toplardamarların bozukluğu
basurun ana nedenidir. Basurun başlıca sebepleri kronik kabızlık ve bu
yüzden ıkınmak ve de hamilelik sonucu oluşan damar genişlemeleridir.
Hamilelikte hormon miktarının da değişmesiyle damarlar genişler.
Ikınınca ise basınç artar. Bu da damarlarda genişlemeye neden olur.
Doğuştan gelen sebepler de basura yol açabilir. Örneğin damar duvarının
doğuştan zayıf olması basurun kalıtsal yönünü ortaya koyar.
Bu nedenlerden başka;- Hareketsiz bir yaşam tarzı sürmek, şişmanlık,
- Alkol kullanmak,
- Makat bölgesine zarar verecek sporlar yapmak (bisiklet sürmek, vb.),
- Mesleği gereği sürekli oturarak çalışmak,
- Lifli gıdalarla yeterince beslenmemek, ishal,
- Barsak bölgesinde oluşan tümörler basur oluşumunda etken faktörlerdir.
BASURUN TİPLERİ VE HASTANIN ŞİKAYETLERİ NELERDİR?
İki tip basur vardır. - İç basur:
Makatın kapanmasını sağlayan bir kas vardır. Bu kasın üstündeki
toplardamarların genişlemesi sonucu iç basur oluşur. İç basur dışarıya
sarkar ve elle basınç uygulandığında içi boşalır. Bu yapılar damar
yumakları şeklindedir. Sonuçta kanama ve iltihaplanma meydana gelir.
- Dış basur: Makatın kapanmasını sağlayan kasın altındaki toplardamarların genişlemesi sonucu oluşur. Genelde iç basurla birlikte görülür.
Kişi basur olduğunda görülen en belirgin durum
kanamadır. Çoğunlukla doktora başvurma nedenleri arasında ilk
sıradadır. Hastalar dışkı sırasında kan geldiğini söylerler. Kansızlığa
yol açabilir. Makat bölgesinden dışarı sarkmış yumaklar, iltihap
oluşması nedeniyle makatı kapatan kasın aşırı kasılmasıyla sarılırlar.
Basur boğulması denen durum ortaya çıkar. Bu boğulan yumaklarda ağrı ve
şişlik sonucu kopma meydana gelir. Kopan yerde ülser yaraları oluşur.
Hastanın çoğu zaman makat bölgesinde kaşıntı ve yanma
gibi şikayetleri vardır. Dışkılama hissi uyanır ve dışkılama sonucu
ağrı artar. Hekim muayene sırasında makat bölgesinde çatlakların
olduğunu görebilir. Ayrıca basur sonucu oluşan damar yumaklarının
(torbalarının) içindeki kan pıhtılaşabilir. Ardından bu bölgede farklı
bir doku oluşur. Bu doku bazen iyileşmeyi sağlasa da genelde iyi bir
sonuç alınmaz.
BASUR TANISI NASIL KONUR?
Basur olduğunuzdan şüpheleniyor ya da yukarıdaki
şikayetleriniz varsa genel cerraha muayene olmanız gerekir. Sizin
şikayetleriniz, doktorunuzun yaptığı muayene sonucu basur tanısı konur.
Basur 4 dereceye kadar sınıflandırılabilir. 1.
derecede görülen en önemli bulgu kanamadır ve hafif ağrı vardır.
4.dereceye kadar bu şikayetler artarak gider. 4.derecede basur geriye
itilemez. Bulgular daha şiddetlidir. Ayrıca herhangi bir tümör (kanser)
oluşup oluşmadığını anlamak için makatın içi (anal bölge) retroskopi
yöntemiyle incelenmelidir. Çünkü basur, kalın barsak kanserine tek
başına yol açabilen bir sorundur. Fakat utanılacak bir şey olduğu
düşünülür ve hekime başvurmak istenmez. Bu da diğer hastalıklar gibi
bir hastalıktır ve utanılacak bir şey olmadığının bilinmesi gerekir.
BASUR TEDAVİSİ
Basuru kontrol altına almak ve hastanın şikayetlerini
azaltmak için doktorun uyguladığı tıbbi tedavi ve hastanın yapması
gerekenler vardır. Amaç barsağın düzenli çalışmasını sağlamak ve
kabızlığı ortadan kaldırmaktır. Günlük su alımı en az 2 litre
olmalıdır. Alkol, kahve, kola gibi sindirim sistemine zarar verecek
içeceklerden uzak durulmalıdır. Beslenirken lifli gıdalara ağırlık
verilebilir fakat beslenmeyi çok fazla kısıtlamaya ve diyete gerek
yoktur. Yalnız fazla yemek yemekten kaçınmak gerekir. Şişliği önlemek
için sıcak suyla yapılan pansumanlar tavsiye edilir. Kabızlık için
kremler önerilir.
İkinci bir tedavi ise hastalığın kontrol edilemediği,
şikayetlerin ortadan kaldırılamadığı durumlarda uygulanan cerrahi
tedavidir. Bu cerrahi tedavilerden ilki basur torbalarını çıkarmak için
yapılan bir ameliyattır. Ağrı yapmaz ve hastalar tarafından sık tercih
edilir. İki hafta sonra basur torbaları düşer. Ayrıca hastanede yatmaya
gerek yoktur. Fakat her hastaya uygulanabilen bir yöntem değildir.
Küçük ve iltihap kapmamış basurlar için uygulanır. Kullanım alanı geniş
değildir.
Hastanın durumu bu yönteme uygun değilse
hemoroidektomi adı verilen yöntemle basur çıkarılır. Hastanede yatma
süresi ortalama bir gündür. Genel anesaaai (hastanın tüm vücudu
uyutulur) uygulanarak yapılır. En etkili yöntem olmasına rağman
ameliyattan sonra hasta bir süre bazı zorluklar yaşar. Ağrı çeker.
|
|
Yorum (0)
::
Yorum yaz!
::
Bağlantı
|
|
Eklenme Tarihi
• 13/5/2008
| Yazı başlığı
•Cilt Hastalıkları nedir- Dermofoloji - Aft nedir - Sağlık Bilgisi
Kategori: Saglik |
Aft nedir?
AFT
TARİF:
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde,
yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen solgun
sarı-kırmızı hale ile çevrili oldukça ağrılı ülserleşmiş lezyonlardır.
Toplumun %18-20 az ya da çok aft sorunu ile karşı karşıyadır.
Bayanlarda daha sıklıkla rastlanır. Aft genellikle tek olarak seyretse
de aynı anda birkaç bölgede birden görülebilmektedir.
Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır.
Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok
faktör faktör saptanmasına karşın oluş nedeni tam olarak
belirlenememiştir.
Bu nedenle aft oluşumunu hızlandıran ve iyileşmesini geciktiren faktörlerden bahsetmek mümkündür.
Aft oluşumunda hangi faktörler önemlidir?
STRES
Günümüzde migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın
nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli
nedenlerinden birisidir.
Hanımlarda premenstural gerginlik(adet öncesi dönem) de aft oluşumunu hızlandıran faktörlerdendir.
YİYECEKLER
Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler
gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu
hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra
bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa,
çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı
patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu
hızlandırırlar.
TRAVMA
Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan
diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu
vuruklar aft için uygun zeminin oluşmasına yardımcı olurlar.
DİŞ MACUNU
Diş macunlarının temizleme özelliğini artırmak için köpük yapıcı olarak
yapılarına katılan "sodyum lauryl sulhate" ( SLS ) mukoza hücrelerinin
yıkımını artıran tahriş edici bir kimyasaldır. SLS bu özelliği ile aft
oluşumu üzerine direkt etkili olan bir maddedir.
Özellikle aft sorunu olan kişilerin kullanabilmesi için günümüzde daha
az oranda (%1.25) SLS içeren diş macunları üretilmektedir. (Tom's of
Maine Natural Toothpaste , Oral-B Sensitive Fluoride Toothpaste.)
SİSTEMİK HASTALIKLAR
Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi,
birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı
aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.
Birçok malign ve otoümmin hastalıklarla birlikte de tekrarlayıcı aftlar görülebilmektedir.
DİĞER NEDENLER
B12 vitamini ve demir noksanlığı,sigara içme, tütün çiğnemenin gibi
alışkanlıkların de aft oluşumuna katkıda bulunan önemli faktörler
olduğu bilinmektedir.
Tedavi
Aftlar herhangi bir tedavi uygulanmasa da genellikle 7-10 gün sonra
kendiliğinden iyileşmektedir. Aft sorunu ile karşı karşıya olanların
aşağıda sıralanan işlemlerden birini yada birkaçını uyguladıklarında
daha rahat bir periyot geçirmeleri mümkündür:
Ağrıyı azaltmak ve iyileşme periyodunu kısaltmak için:
Sıcak, asidik ve tahriş edici gıdalardan kaçınılmalır.
"2% hydrogen peroxide" solusyonuna batırılan pamuk yada gazlı bez ile aft bölgesi temizlenebilir.
Su ile karbonat karışımından hazırlanan ince yapılı bir krem aft üzerine sürülebilir.
Yarım bardak suya yarım kaşık tuz ilavesi ile elde edilen solusyonla günde üç kez gargara yapılabilir,
Yemeklerden önce aft bölgesine "xylocaine" solusyonu ya da ağız için hazırlanmış anestezik kremler uygulanabilir.
Aft üzerine uygulanacak "orabase", "Gly-oxide", "Cankaid","Ambesol" gibi ağız içi kremler uygulanabilir.
"sucralfate" tableti ılık suda eritip gargara yapılabilir.
Özellikle aftı başlangıç aşamasında "tetrasiklin" tableti suda eriterek
elde edilen solusyon ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller
ve ağrıyı azaltır.
Gene aftın başlangıç safhasında bölgeye bir topikal steroid "%0.1 lik
triamcinalone" uygulanması ya da steroidli bir gargara "betamethasone
syrup" ile gargara yapmak aftın fazla büyümesini engeller ve ağrıyı
azaltır.
"Chlorhexadine" gargaralar iyileşme periyodunu kısaltır.
"Tetrasiklin" şurup la hazırlanan 12,500 unite "nystatin", 1.25 mg
"diphenhydramine", ve 0.25 mg/m "hydrocortisone" karışımı 'shotgun'
solusyonu olarak kullanılabilir. |
|
Yorum (0)
::
Yorum yaz!
::
Bağlantı
|
|
|