17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun durumu

» 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunun durumu

Sponsorlu Bağlantılar

Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !

 

17.yüzyıl ile ilgili olarak deneyimsiz padişahların idaresinin yarattığı olumsuzluklar, Osmanlı yönetici sınıfının yetkinliğinin giderek azalması, devşirme sisteminin bozulması, uzun süren ve başarı elde edilemeyen savaşlar, Celâlî isyanları, ekonomik problemler, dinî çatışmalar, sosyal hayatı önemli oranda etkileyen yasaklar bütün Osmanlı tarihi kitaplarında söz konusu edilir.

17. yüzyıldaki siyasî istikrarsızlığı, sık sık padişah değişikliği ve padişahların devlet yönetimi konusunda iyi derecede yetişememeleri tetiklemiştir. Osmanlının kuruluşundan bu yana on üç padişah tahta çıkmışken, 17. yüzyılda dokuz padişah tahta çıkmıştır. 17. yüzyılda tahta çıkan Osmanlı padişahları I.Ahmed (1603-1617), I.Mustafa (1617-1618), II.Osman (1618-1622), I.Mustafa (1622-1623), IV.Murad (1623-1640), I.İbrahim (1640-1648), IV.Mehmed (1647-1687), II.Süleyman (1687-1691), II.Ahmed (1691-1695) ve II.Mustafa (1695-1703)’dır. Padişahların devlet yönetiminde iyi derecede yetişememesinin en önemli sebebi, şehzadelerin tahta geçmeden önce devlet yönetimi konusunda tecrübe kazandıkları sancaklara artık gönderilmemesi, bunun yerine kafes usulü olarak da bilinen saray içinde eğitime yönlendirilmiş olmasıdır.

Askerî alandaki problemler devşirme sisteminin bozulmasından kaynaklanmaktadır. III. Murad döneminden itibaren Kapıkulu Ocakları’na devşirme kökenli olmayıp, dışarıdan insanların kaydedildiği ve de yeniçerilerin evlenerek çocuk sahibi oldukları, başka mesleklerle de ilgilendikleri görülmektedir. 17. yüzyılda Avusturya, İran, Lehistan ve Lehistan ile uzun süreli savaşlar yapılmıştır. Yüzyılın sonunda imzalanan Karlofça Antlaşması (1699) “Gerileme Dönemi”nin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Uzun süren ve eskisi gibi ganimet elde edilemeyen savaşlar, Osmanlı ekonomisini olumsuz yönde etkilemiştir. Tımar sisteminin çözülüşü ile birlikte, özel vergi toplama sistemi olan iltizâmın, mültezimler tarafından farklı amaçlarla kullanılması halkı zor durumda bırakmıştır.

Ekonomiyi canlandırmak için halktan ektra vergiler alınmış, sikke tağşiş (madeni para sisteminin uygulandığı dönemlerde madeni paranın altın ya da gümüş içeriğinin azaltılması) ve tashihleri (tedavülde bulunan paranın ayar ve ağırlığı standart olmaktan çıkıp, resmî fiyatları ile piyasa fiyatları arasındaki farkın artması sonucu devletin parayı standart hale getirmek için giriştiği faaliyetler) yapılmıştır.

17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun en çok mücedele ettiği konulardan biri de Celâlî isyanlarıdır. Celâlî, Celâl’e mensup demektir. Yavuz Sultân Selim zamanında Bozok’da 1519 yılında isyan eden Kızılbaş Şeyh Celâl’in isyanı üzerine, daha sonra meydana gelen isyanlara da Celâlî isyanları ve âsilere de Celâlîler denmiştir. Özellikle Kuyucu Murad ve Köprülü Mehmed Paşalar Celâlî isyanları ile mücadelede başarılı olan isimlerdir. Bu yüzyılda Kadızâdeliler ve Sivâsîler arasında dinî çatışmalar da yaşanmıştır. IV. Mehmed devirlerinde ortaya çıkmış olan Kadızâdeliler hareketi adını, IV. Murad döneminin vaizlerinden Kadızâde Mehmed Efendi’den almıştır. Mehmed Efendi ile dönemin tanınmış Halvetî şeyhlerinden Abdülmecid Sivâsî arasında önce fikrî seviyede başlayan tartışmalar, sosyal ve dinî hayat yanında, devletin ana kurumlarını da etkisi altına alacak gelişmelere zemin hazırlamıştır.

17. yüzyılda sosyal yaşamı etkileyen kahve, kahvehane, tütün ve içki yasakları getirilmiştir. 16. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin sosyal hayatına giren kahve ve kahvehâneler toplumsal düzenin bozulmasına etken olarak görülmüş, dinî ve siyasî otoriteler tarafından kahve ve kahvehanelere olumsuz bir anlam yüklenmiştir. Osmanlı’da ilk tütün yasağı, I. Ahmed zamanında 1609 yılında başlamıştır. Ancak sıkı takibatın olduğu, ağır cezâî müeyyidelerin uygulandığı ve hakkında birçok risalenin yazıldığı tütün yasağı, IV. Murad zamanında olmuştur. Tütün yasağı ve bu konuda uygulanan cezalar, özellikle 17. yüzyıl Osmanlı uleması tarafından tartışılmıştır. Kâtip Çelebi, Hezarfen Hüseyin Efendi ve Vankulu Mehmed Efendi gibi âlimler bu konuda yorumlar yapmıştır.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...