Paradokslar Hakkında
Tarih:27/12/2007 | Kategori: Denemelerim
Paradoks teoride olan birşeydir.Paradoksu teoriden çıkarıp pratiğe uyarlamak büyük bir hatadır.
Söz gelimi tükenmez kalemin tükenmesi,bir daha kumar oynamayacağına bahse girmek,Dünyanın en mütavazi insanı olduğunu söylemenin pratik olarak paradoksla ilgisi yoktur.
Teorik Paradoksun paradoks olabilmesi için paradoksun içerdiği koşulun verilerle oluşturulan kurgusal paradoksun kendisiyle çelişmesi gerekir.
Örneğin “bir Atinalı bütün Atinalılar yalancıdır” demiş .
Eğer bu söz doğruysa bu adam da yalancı olduğuna göre bu söz doğru değildir.Bu söz doğru değilse o halde bütün Atinalılar doğru söylüyordur.Bütün atiinalılar doğru söylüyorsa bu söz de doğru olması gerekir oysa söz yanlıştır.
Şeklinde bir açıklama getirilerek bunun paradoks olduğu anlatılır.
Oysa burada yapılan hata teorik bir şeyin pratiğe uydurulma hatasıdır.Hayat matematik ve teori demek değildir.Yani bir Atinalı hiçbir zaman yalnızca doğru ya da yalnızca yalan söylemez.Her zaman yalan her koışulda doğru söyleyen yahut yalan söyleyen insan grupları oluşturulamaz.
Bu yargıyı ortaya atan Atinalının doğru söylemesi yahut yalan söylemesi Atinaların tümünü yalancı yada doğru söyleyen yapmaz.
Aynı şekilde “bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir” cümleside bir paradoks değildir.Bu cümle hiçbir şeyden emin olamama anlamına gelir.Bir insanın bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir lafını edecek kadar akli fonksiyonlarının yerinde olup bunun dışında başka hiçbir şey bilmemesi de zaten mümkün değildir…
Euplides,
hiçbir zaman bir "kum yığını" oluşturulamayacağını iddia etmiştir.
Çünkü bir kum tanesi, "yığın" değildir. Yanına bir tane daha koyarsak
yine yığın oluşmaz. "Kum yığını" olmayan bir şeyin yanına (veya
üzerine) kum tanesi koymakla yığın elde edemeyeceğimize göre Hiçbir
zaman "kum yığını" oluşturamayız.
Daha açık bir deyişle: Kabul
edelim ki birer birer kum tanelerini biraraya getirelim. Hangi
merhaleden sonra kumlar "yığın" oluşturur? Diyelim ki 'bir milyon' adet
kum tanesi, bir yığın oluştursun. Dokuzyüz doksandokuzbin dokuzyüz
doksandokuzu "kum yığını" kabul edilmeyecek mi? Edersek "1" eksiği de
yığın olmaz mı? Yani hangi aşama bizim için "yığın" anlamına gelir?
Bununla eş değer olarak bir de anın kaç saniye olduğunun paradoks şeklinde yorumlanması vardır..
Kum yığınlarından başlarsak pratik olarak göz kararı ve el yordamıyla belirlenen olaylar vardır.Bunlar kişiye göre değişecektir.Kesin ve kati bir sınırı yoktur.Çünkü pratik hayat bir matematik denklemi değildir.Kum yığınları matematiksel sınırlar içersinde oluşturulan bir şey değildir.Hiç kimsenin kum yığını bir diğerinin aynısı değildir.
Okuma-yazma öğrenmek isteyenlere müjde! Hemen aşağıdaki adrese başvurun..."
Okuma-yazma bilmeyen bir insan nasıl bu ilanı okuyacak! Okusa zaten adrese başvurması gerekmez...
Bu veya kaybolan köpeği için gazeteye vermenin de paradoksla bir ilgisi yoktur.Zaten burada amaç okuma bilmeyene bunun birileri tarafından iletilmesidir.
Paradoks örnekleriyle Devam ediyoruz…
Seville'de
kendisini tıraş edemeyen her erkek Seville Berberi tarafından tıraş
edilecektir. Berber kendisini tıraş etmeli midir? (Bu paradoksu ortaya
atan B Russell'dır.)
cevap:
Berberin kendini tıraş
etmeyeceğini kabul edelim. Bu durumda berber, kendini tıraş edemeyen
erkek grubuna dahil olacaktır. Dolayısıyla kendini tıraş etmesi
gerekecektir. Kendini tıraş ederse, kendini tıraş edebilen erkekler
grubuna dahil olacağı için, kendini tıraş etmemesi gerekir.
Berber bir kadınsa paradoks yok, değilse böyle bir kural çıkarılamaz
Bir
adada yaşayan bir grup yamyamın eline bir mantıkçı düşer. Yamyamlar
mantıkçıya şöyle derler: "Biz her yakaladığımız yabancıyı yeriz. Kimini
haşlayıp, kimini kızartıp yeriz. Avımıza bir soru sorarız. Avımız
soruyu doğru yanıtlarsa haşlarız, yanlış yanıtlarsa kızartırız."
Dedikleri
gibi de yaparlar. Mantıkçıya şu soruyu sorarlar: "Seni haşlayıp da mı
yiyeceğiz, yoksa kızartıp da mı yiyeceğiz?" Mantıkçı bir süre
düşündükten sonra soruyu çok akıllıca cevaplar: "Kızartacaksınız!" İşte
yamyamları çaresiz bırakan paradoks ortaya çıkmıştır, ve bu yanıtı
sayesinde mantıkçı ne kızartılır ne de haşlanır.
Bir an için
mantıkçının kızartılacağını varsayalım. O zaman verdiği yanıt doğru
olur. Ama yanıt doğru olduğu için -yamyamların kendi kurallarına göre-
mantıkçının haşlanması gerekmektedir. Demek mantıkçı kızartılamaz.
Şimdi de mantıkçının haşlanacağını varsayalım. O zaman mantıkçının
yanıtı yanlış olacak. Yanıt yanlış olduğundan da kızartılması
gerekmektedir. Demek mantıkçı haşlanamaz da. Yamyamlar tam bir
kısırdöngüye girmişlerdir. Kızartsalar haşlamaları gerekecek,
haşlasalar kızartmaları! Sonuç olarak adamımız kurtulur.
Kadın, "Ay! Yavrumu yiyeceksin," diye bir çığlık attı.
Timsah, "pekala," dedi, "artık onu sana veremem, çünkü böyle yaparsam sen yanlış tahminde bulunmuş olursun. Halbuki sana yanlış tahminde bulunursan onu yiyeceğimi söylemiştim."
"Tam tersine," dedi kadın, "yavrumu yiyemezsin, çünkü onu yersen doğru tahminde bulunmuş olurum ve doğru tahminde bulunduğumda onu bana vereceğini söylemiştin."
Yazı Tamamen bu siteye aittir..
Toplam 2 sayfa, 1. sayfadasınız.