Kuantum Fiziği ve Schrödinger'in Kedisi - Fizik ve Felsefe -
Tarih:25/4/2008 | Kategori: Fizik
Fizikle
İlgilenelim veya ilgilenmeyelim Kuantum fiziğini bir şekilde
duymuşuzdur.Komplike,çetrefilli bir konu olduğundan mümkün olduğunca
basit bir iki kelam edelim.
Kuantum fiziği ne kendinden önce çığır aşmış olan Newton yasalarına ne de arşimetin kanunlarına benzer..
Kuantum fiziğinde felsefe ile fizik birbiri içine girmiştir.Yani
kuantum fiziği aynı zamanda sosyal bilimlerin de ilham aldığı bir kuram
haline dönüşmüştür.
Bundan önce nedensellik ve kesinlik ön plandaydı.Yani determinist
bir düşünce egemendi.Nedensellik sonuca ulaşmak için araç olarak
kullanılırdı.Kuantum fiziği bunun tam tersini söyler.Kuantum fiziğinde
mutlak doğrular yoktur.Hiçbirşeye kesin diyemeyiz.Fakat elde ettiğimiz
gözlemler sonucunda istatistiki verilerdende yararlanarak bir şeyin ne
olduğunu ya da olacağını tahmin etmeye çalışırız.Hatta bu
tahminimizinde doğru olup olmadığı belli değildir.
Pavlov'un köpeği Arşimet'in tası,Newton'un elması gibi Kuantum Fiziği denince de akla Schrödinger�in Kedisi gelir..
Schrödinger�in Kedisi Schrödinger�in beyin jimnasitiğini
anlatır.Yani aslında olmayan bir kedidir.Daha doğrusu olup olmaması
önemli olmayan bir kedi.
Schrödinger�in Kedisi aynı zamanda yine zekasıyla derin bilgi
deneyim ve fikirleriyle bilinen Alev Alatlı'nın bir romanına da ismini
vermiştir.
Schrödinger�in Kedisi düşünsel deneyi bize Kuantum fiziği hakkında ipuçları verir.
Dalga
işlevinin formülleştiren Erwin Schrödinger,düşünsel bir deney
tasarladı.Bu deneyde, bir kedi, kapalı bir kutunun içine
yerleştiriliyor ve yanındada, uranyum gibi beta bozunması yapan
radyoaktif bir maddenin yapacağı ışınıma bağlı olarak çalışan bir
mekanizma yerleştiriliyordu. bu mekanizmaya göre, eğer yayılan beta
parçacığı, detektöre çarparsa, yayılacak olan zehirli bir gaz kediyi
öldürecek, beta parçacığı yayılmazsa, kedi canlı kalacaktır. Eğer
dışarıdan bir gözlemci, kutunun içerisini görmeden bir tahminde
bulunursa, (beta bozunumu olasılığı %50 olduğundan) kedinin canlı mı
yoksa ölü mü olduğunu
söyleyemeyecektir. ona göre, kedi %50 canlı, %50 ise ölüdür. yani,
kedi eşit oranda canlı ve ölü olma şansına sahiptir. işin tuhafı, kedi
görülmediği (gözlemlenmediği) sürece, her iki olasılık da aynı oranda
gerçektir. yani kedi, aynı oranda hem canlı,hem de ölüdür! eğer
gözlemci, gidip kutuyu açarsa, işte bu durumda, kedi "ya ölü, ya da
canlı" olarak karşısına çıkacaktır ki, gözlemcinin bu müdahalesi, ortam
şartlarını değiştirmiş ve olasılıklardan birinin "gerçekleşmesine"
neden olmuştur. işte, gözlem sonucu ortaya çıkan ve belki de maddi
dünyayı algılama biçimimize temel olan bu durum "dalga işlevinin
çökmesi*" olarak bilinir (bu düşünce deneyi çok kaba olarak,
mikroskobik bir hadiseyi makroskobik boyuta taşımak için düşünülmüştür;
gerçekte böyle bir deney yapılamaz). kutu açılmadan önceki durum için,
kuantum fizikçileri, kedinin hem ölü, hem de canlı olduğu bir üçüncü
olasılığın da var olması gerektiğini söylerler. böyle bir olasılık,
aynen elektronlarda, fotonlarda ve
diğer tüm atom altı parçacıklarda gözlenen ikili (hem dalga hem
parçacık) yapıdan kaynaklanan dalga işlevinin bir özelliğidir ve
evrenin temel kanunlarından birini oluşturur. gözlemci devreye
girdiğinde ise, algılanamaz olan bu durum, algılanabilir olan iki (ya
da daha fazla) olasılıktan birine doğru "çöker.
Yani kedinin eşit olarak ölme şansının olduğu bir ortamda olay
gerçekleşmiş olsa ve gerçekleşen doğru ne olursa olsun bilmeyen için bu
olayın olma olaslığı %50 dir.
Bu konu dikkatimi oldukça çekiyordu kısmet bugüneymiş.Mevzuda
Zekası şu an bilinen en yüksek insanlardan biri olan Stefan Hawking şöyle diyor:
�Kanımca, modelden bağımsız bir
gerçekliğe karşı dile getirilmeyen inanç, bilim felsefecilerinin
kuantum mekaniği ve belirsizlik ilkesi konusunda karışlaştıkları
güçlüklerin altındaki nedendir. Schrödinger�in kedisi denen ünlü bir
düşünce deneyi vardır. Bir kedi kapalı bir kutunun içine yerleştirilir.
Ona yönelik bir silah vardır ve belirli bir yönde bir radyoaktif
çekirdek bozunursa silah ateş alacaktır, bunun gerçekleşmesinin
olasılığı yüzde 50'dir. (Bugün, yalnızca bir düşünce deneyi olarak
bile, hiç kimse böyle bir şey önermeye cesaret edemez, fakat
Schrödinger�in zamanında hayvanların özgürlüğü kavramı henüz
duyulmamıştı).
Eğer biri kutuyu açarsa kediyi ya ölü ya canlı bulacaktır. Fakat
kutu açılmadan önce kedinin kuantum durumu ölü kedi durumuyla kedinin
canlı olduğu durumun bir karışımı olacaktır. Bazı bilim felsefecileri,
bunun kabul edilmesini çok güç bulurlar. İnsanın yarı hamile
olabilmesinden öte kedinin yarı vurulmuş,yarı vurulmamış olması mümkün
değildir Onların içinde bulundukları güçlük,dolaylı olarak bir nesnenin
belirli bir tek geçmişe sahip olduğu klasik bir gerçeklik kavramını
kullanmalarından kaynaklanır. Kuantum mekaniğinin temeli, farklı bir
gerçeklik görüşüne sahip olmasıdır. Bu görüşte bir nesne yalnızca bir
tek geçmişe değil,mümkün olan tüm geçmişlere sahiptir. Çoğu durumda
belirli bir geçmişe sahip olma olasılığı,biraz farklı bir geçmişe sahip
olma olasılığını siler,fakat belli durumlarda komşu geçmişlerin
olasılıkları birbirini güçlendirir. Nesnenin geçmişi olarak
gözlemlediğimiz şey, bu güçlendirilmiş geçmişlerden biridir.
Schrödinger�in Kedisi durumunda güçlendirilmiş olan iki geçmiş
vardır. Birinde kedi vurulmuştur,diğerinde ise canlı kalır. Kuantum
kuramında her iki olasılık birlikte varolabilir. Fakat bazı
felsefeciler, açıkça belirtmeden kedinin yalnızca bir geçmişi
olabileceğini varsaydıkları için kendilerini çıkmazda bulurlar. Her bir
parçacığın belirli,tek bir geçmişi olduğu yolundaki varsayıma ilk
olarak Feynman karşı çıktı. İkinci Dünya Savaşını izleyen yıllarda
Feynman, parçacıkların uzay-zamanda olası her yol boyunca,bir konumdan
diğerine ilerlediği önerisini getirdi. Feynman her bir yörünge ile biri
dalganın boyutu-genliği biri de fazı- çukurda ve tepede bulunması-
olmak üzere iki sayıyı ilişkilendirdi. A'dan B'ye giden bir parçacığın
olasılığı, A ve B'den geçen her olası yolla ilgili dalgaların
toplanmasıyla bulunuyordu.Gündelik dünyada nesneler,bize başlangıç ve
sonuç hedefleri arasında tek bir yol ,tek bir yörünge izliyormuş gibi
görünür. Bu durum Feyman'ın birden fazla geçmiş(ya da geçmişlerin
toplamı) kavramıyla uyum gösterir mi? Evet. Çünkü her bir yola sayılar
verme kuralı,büyük nesneler için yolların katılımları
birleştiğinde,biri dışında bütün yolların birbirini etkisizleştirmesini
gerektirir. Yani sonsuz yol çeşitinden sadece biri,makroskopik
nesnelerin harekete göz önüne alındığı sürece önemlidir ve bu yörünge
de Newton'uun klasik hareket yasalarından ortaya çıkandır.
Zamanın doğası fizik kuramlarımızın gerçeklik kavramını
belirledikleri bir başka alan örneğidir. Eskiden zamanın sonsuza kadar
aktığının açık olduğu düşünülürdü, fakat görelilik kuramı, zamanı uzay
ile birleştirmiş ve her ikisinin Evren�deki madde ve enerji tarafından
eğrilebileceğini veya bükülebileceğini söylemiştir. Böylece zamanın
doğasını kavrayışımız Evren�den bağımız olmaktan onun tarafından
şekillenmiş olmaya doğru değişmiştir. O zaman, zamanın belirli bir
noktadan önce kolayca tanımlanamayabileceği anlaşılır oldu; zaman
içinde geriye gidilirse aşılamaz bir engele, ötesine kimsenin
gidemediği bir tekilliğe gelinebilir. Durum böyleyse,kimin veya neyin
büyük patlamaya neden olduğunu veya onu yarattığın sormak anlamlı
olmaz. Neden olma ve yaratmadan söz etmek, dolaylı olarak, büyük
patlama tekilliğinden önce bir zaman olduğunu varsayar. Yirmi beş
yıldır, Einstein�ın genel görelilik kuramının zamanın on beş milyar yıl
önce bir tekillikte bir başlangıca sahip olması gerektiği kestiriminde
bulunduğunu biliyoruz. Fakat felsefeciler, henüz bu fikre
ulaşamamışlardır. Onlar hala kuantum mekaniğini altmış beş yıl
önce(Hawking bu kitabını 1993'te yazmıştı) atılan temelleri konusunda
endişeleniyorlar. Fiziğin keşif alanının daha ileri gittiğini
kavramıyorlar.
Daha da kötüsü, Jim Hartle ve benim Evren�in herhangi bir
başlangıç veya sona sahip olamayabileceğini ileri sürdüğümüz
matematiksel sanal zaman kavramıdır. Sanal zaman hakkında konuşmam
nedeniyle bir bilim felsefecisi bana şiddetle saldırmıştır. O : �Sanal
zaman gibi bir matematiksel hilenin gerçek Evren�le nasıl bir ilgisi
olabilir?� demiştir. Kanımca bu felsefeci teknik matematiksel gerçek ve
sanal sayılar terimleri ile gerçek ve sanalın günlük dilde kullanılma
şeklini birbirine karıştırıyor. Şu sözler benim tezimi açıklar:
Kendisini yorumlamakta kullanacağımız bir kuram veya modelden bağımsız
olarak neyin gerçek olduğunu nasıl bilebiliriz?
Evren�i yorumlamaya çalışırken karşılaşılan problemleri göstermek
için görelilik ve kuantum mekaniğinden örnekler kullandım. Göreliliği
ve kuantum mekaniğini anlamanız veya hatta bu kuramların yanlış
olmaları önemli değildir. Göstermiş olmayı umduğum şey,bir kuramın bir
model olarak değerlendirildiği bir tür pozitif yaklaşımın, en azından
bir kuramsal fizikçi için, Evren�i anlamanın tek yolu olduğudur.
Evren�deki her şeyi tanımlayan tutarlı bir model bulacağımız konusunda
umutluyum. Bunu yaparsak bu insan soyu için gerçek bir zafer olacaktır.
Kuantum mekaniğinin temel dalga denklemini
yazan Erwin Schrödinger(1887 - 1961) de sonraki yorumları
kabullenmeyenler arasındadır. Schrödinger, sonuçta kuramdan
(gelişmesine katkıda bulunduğuna pişman olduğunu söyleyecek kadar!)
soğudu. Bundan sonra o da Albert Einstein gibi kuramın
�mantıksızlığını� çarpıcı biçimde ortaya koyacak örnekler aramaya
koyuldu. 1935'te ortaya koyduğu �Schrödinger�in Kedisi� adı ile anılan
düşünce deneyi bunların en ünlüsüdür. Aynı yıl Einstein, Podolski ve
Rosen, EPR Deneyi adıyla bir düşünsel deneyle kuantum kuramının aldığı
biçimi eleştirmeye çalıştılar. Ama zaman, Schrödinger'i ve Einstein'i
değil, kuantum kuramını haklı çıkardı. Şimdi Schrödinger'in düşünce
deneyini görelim.
Sağlıklı bir kediyi hava alabilen bir kutu içine koyalım. Kutuda
zehirli bir gaz şişesi bulunsun ve bu gazın şişeden salınmasını
sağlayacak mekanizma, bozunma yarı ömrü 1 saat olan bir radyoaktif
parçacık ile kontrol edilsin. Bu mikroskobik parçacığın davranışını
ancak kuantum mekaniği ile ifade edebiliriz, fakat şimdi makroskobik
bir sistem olan kedinin kaderi de artık parçacığın davranışına
bağlanmış oluyor. Schrödinger�in iddiasına göre 1 saat sonunda kedinin
canlı ve ölü olma olasılıkları eşit. Dalga fonksiyonunun anlamı �ya
bozunma oldu ve kedi öldü ya da olmadı ve kedi hayatta� gibi uç iki
olasılığı anlatmaktan ibaret değil. Schrödinger�in analizi doğru ise
kuantum kuramı, (birisi bakıp durumu bu iki seçenekten birine
indirgeyene kadar) kedinin iki durumunun yan yana bulunduğunu söylüyor.
Yarı ölü-yarı diri. Schrödinger, bu kadar mantığa zıt bir kuramın
düzeltilmeye muhtaç olduğu sonucuna varıyor. Buna karşılık birçok
fizikçi (Hawking, Gell-Mann ve başkaları) bu problemin yapay olduğu
görüşündeler.�
Schrödinger�in Kedisi Deneyi Nasıl Yorumlanmalı?
Bu deney, mikrodünyaya bağlanmış bir makrodünyanın mikrodünya
terimleriyle yorumlanmasıdır. Bir kere atomik ve moleküler dünyanın
olasılık düşüncesi makrodünyaya taşınmış bulunuyor. Çünkü gözlem
yapmadığımız sürece kenidinin ölü ya da diri olduğunu
bilemeyiz.Buradaki yanıt da "Kedi yüzde elli ölü,yüzde elli diri"
yorumundan çok, ölü ve diri olma olasılığı eşit anlamına gelmektedir.
Toplam 89 sayfa, 1. sayfadasınız.