Ahmet Vefik Paşa Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı

» Ahmet Vefik Paşa Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı

Sponsorlu Bağlantılar

Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !

 

İstanbul'da doğdu. Tercüme Odası'nda; memurluk yaptı. Değişik devlet kurumlarında çalıştı. Elçilik görevinde bulundu. 1877'de ilk Meclis-i Mebusan reisi oldu. 1879'da Bursa valiliğine atandı, burada bir tiyatro kurdu. Elçilik binalarına bayrak asma âdetini getiren, Tahran'da elçiyken elçilik binasını Osmanlı Devleti toprağı olarak ilan edip göndere bayrak çektiren Ahmet Vefik Paşa olmuştur. 1882'den sonra kendisini bütünüyle bi­lim ve edebiyata adamıştır.

Edebi Kişiliği - Sanat Anlayışı

Çağının en aydın kişilerinden biri olan sanatçı, edebi­yat dünyasına çevirilerle girmiştir. Onun kimi çevirileri adaptasyondur (uyarlama). Bu bağlamda, ilk uyarlama (adaptasyon) tiyatro eserini o yazmıştır. Özellikle Moliere'nin komedilerini uyarlamada büyük başarı sağla­mıştır. Moliere'in 16 eserini uyarladı. Moliere'den uyar­ladığı "Zor Nikâh" ve "Zoraki Tabip" Türk tiyatrosunun sahnelenen ilk oyunları arasında yer alır. Bu uyarlama­larla büyük bir ün yakalamıştır. Victor Hugo ve Voltaire'in eserlerini tercüme etmiştir. "Arslan Avcıları yahud Hak Yerini Bulur" adlı bir oyun yazmıştır.

Türk Tiyatro ve sahne hayatının gelişmesine çok bü­yük katkı sağlamıştır. Halka tiyatro zevkini aşılamayı bir görev bilmiştir. Halkı tiyatroya gitme konusunda yönlendirmiştir. Dramaturji ve sahneleme teknikleriyle ilgilenmiştir.

Odönemin koşullan gereği, Ermenilerden oluşan bir ti­yatro grubu oluşturmuştur. Bursa valisiyken kendi adına bir tiyatro kurmuş, kendi çevirdiği veya uyarladığı piyes­leri burada oynatmıştır. Sanatçı bu çalışmalarıyla Türk Tiyatrosu'nun kurucusu olarak anılır. Millî Eğitim Bakanlığı ve Bursa valiliği yıllarında eğitime büyük katkıları olmuş­tur. Öğretmen okulları açmış, özellikle kız öğretmen okullarına önem vermiştir. Öğretim metotları üzerinde okullara yönerge göndermiştir. Kızların on, erkek çocuk­ların on on üç yaşına kadar okula devamlarını zorunlu kılmıştır. Okullar için ders kitapları hazırlamıştır.

Körü körüne yapılan Batı taklitçiliğine karşı çıkan sanat­çı "Benim evime Türk malından başka bir şey giremez." sözüyle kayıtlara geçer. Her alanda kendi öz benliğimize sahip çıkmamız gerektiğini savunur. Kendisi de gelenek­lere sıkı sıkıya bağlı kalır. Bu yaklaşımıyla o, Milliyetçilik ve Türkçülük akımının kendi dönemindeki en büyük temsilcisi olmuştur. Türkçülük onunla başlar.

Dil, tarih ve folklor alanındaki çalışmalarıyla yeni bir çı­ğır açan sanatçı, "Lehçe-i Osmanî" adlı, Anadolu Türkçesine ait ilk sözlüğü hazırlamıştır. Ebulgazi Bahadır Han'ın "Şecere-i Türk"ünü Çağataycadan çevirmiştir. "Müntehebat-ı Durub-ı Emsal" adlı atasözleri derleme­sini yayımlamıştır. Millî temele dayalı tarih anlayışını benimsemiş, bu tarihin Osmanlı tarihinden ayrı olması gerektiğini, Türk tarihinin Osmanlı ile başlamadığını savunmuştur. Bu anlayışını "Fezleke-i Tarih-i Osmanî" adlı eserinde de dile getirmiştir.

Sanatçı, eserlerinde halkın anlayabileceği bir dil kullan­mıştır. Kullandığı dil ve yerel söyleyişler eserlerine daha bir canlılık kazandırmıştır.

Eserleri:

  • Sözlük: Lehçe-i Osmanî
  • Atasözü ve deyimler: Müntehabat-ı Durub-ı Emsal
  • Tarih: Hikmet-i Tarih, Fezleke-i Tarih-i Osmanî, Şecere-i Türk
  • Çeviri: infial'i Aşk, Dudukuşları, Kocalar Mektebi, Tartüffe, Okumuş Kadınlar
  • Adapte: Zoraki Nikâh, Zoraki Tapip, Tabib-i Aşk, Dekbazlık, Merala, Azarya

Eserlerinden Seçmeler:

Lehçe-i Osmanî: Türkiye Türkçesinin ilk sözlüğü olan esere o zaman kullanılmakta olan Türkçe asıllı kelimeler alınmış; bunların açıklamalarında Osmanlıcada kullanılması uygun olan Arapça ve Farsça asıllı kelimelere de yer verilmiştir. Eserde fen terimlerine dokunulmamıştır.

Şecere-i Türk: Yazar, Çağatay lehçesinden Türkiye Türkçesine çevirdiği ve Orta Asya tarihini anlatan bu eserde millî tarihimizin Osmanlıdan daha eskilere dayandığı savını işlemiştir Eser, Hârizm; Özbek Hükümdarı Ebulgazi Bahadır Han'dan başlar


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...