Anlatımda Anlatıcının Tavrı

» Anlatımda Anlatıcının Tavrı

Sponsorlu Bağlantılar

Tüm kadın giyim fırsatları için tıklayın !

 

Anlatımda Anlatıcının Tavrı

Anlatımda başarı, işlenen konu, üslup kadar anlatıcının tavrı ile de doğru orantılıdır. Bir olay, bir durum karşısında kişinin takındığı davranışa tavır denir. Anlatıcı, konuyu işlerken öznel ya da nesnel, somut ya da soyut, doğrudan ya da dolaylı bir anlatım seçebilir. Dolayısıyla anlatımı, anlatıcının seçtiği bu tavır belirler.

Öznel anlatım: Kişiden kişiye değişen yargıların kullanıldığı anlatıma öznel anlatım denir. Öznel anlatımda yargılar kanıtlanamaz. Çünkü söyleyenin beğenilerini, duygu ve yorumunu taşır. Öznel anlatım daha çok, edebî metinlerde kullanılır.

“Bu şirin sahil kasabası yaz aylarında kalabalıklaşır.” cümlesinde öznellik vardır. Burada “şirin” sözü kişisel bir ifadedir. Bir başkası bu kasabayı “şirin” bulmayabilir.

Nesnel anlatım: Kişiden kişiye değişmeyen yargıların kullanıldığı anlatıma nesnel anlatım denir. Nesnel anlatımda yargıların doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilir. Çünkü bu anlatımda söyleyenin beğenileri, duygu ve yorumu yer almaz. Nesnel anlatım bilimsel metinlerde kullanılır.

“Bu sahil kasabası yaz aylarında kalabalıklaşır.” cümlesinde ise nesnellik vardır. Cümlede kişisel duygu ve düşünceye yer verilmemiştir.

Doğrudan anlatım: Anlatıcının kendi gözlem ve deneyimlerine yer verdiği veya bir kişinin sözünde herhangi bir değişiklik yapmadan yaptığı aktarmaya doğrudan anlatım denir.

Okul müdürü: “Okullar 16 Haziranda tatile girecek.” dedi, cümlesi doğrudan anlatıma örnektir. Çünkü yukarıdaki cümle, herhangi bir değişikliğe uğramadan aktarılmıştır.

Dolaylı anlatım: Anlatıcının, bir kişinin sözlerini, değişiklik yaparak aktarmasına veya duyduklarını, öğrendiklerini ifade etmesine dolaylı anlatım denir. Bu anlatımda kişi, aktaracağı sözde kendine göre söyleyiş değişikliği yapar.

“Müdür, okulların haziranda tatile gireceğini söylemiş.” cümlesinde ise dolaylı anlatım vardır. Cümlede bazı değişiklikler yapılmış (okulların, gireceğini) fakat cümlenin anlamında bir değişme olmamıştır.

Somut anlatım: Yazarın, okurun beş duyusuna seslenen bir anlatım kullanmasına somut anlatım denir. Somut anlatımla yazar, okurun daha çok görme, işitme, koklama, duyma ve tatma duyularına seslenir.

“Çocuklar bahçede top oynuyor.” cümlesinde gözlemler aktarılmıştır. Somut anlatımdır.

Soyut anlatım: Yazarın, duygu veya düşünceyi beş duyu ile algılanamayan kavramlardan hareketle anlatmasına ise soyut anlatım denir.

“Oyun oynayan çocukların tatlı neşesi ve coşkusu hepimizi sardı.” cümlesinde duygular aktarıldığından soyut bir anlatım vardır.

Soyut bir sözcüğün anlam genişlemesi yoluyla somut bir anlam kazanmasına somutlama; somut anlamlı bir sözcüğün anlam genişlemesiyle soyut anlam kazanmasına soyutlama denir.

Kişiye göre anlatım: Kişiye göre anlatımın birinci ve üçüncü kişili anlatım olmak üzere iki çeşidi vardır.

Birinci kişili anlatımda, çoğunlukla olayların kendi çevresinde döndüğü ya da kendisine bağlandığı asıl kişi vardır. Bu anlatımda “ben ve biz” sözcükleri kullanılır. Kişi başından geçenleri, gözlem ve izlenimlerini yazar olarak aktarır.

“Sabah erkenden kahvaltımı yaptım ve deniz kenarına balık tutmaya indim”, cümlesinde birinci kişili anlatım vardır.

Üçüncü kişili anlatımda, çoğunlukla “sen, siz, o ve onlar” sözcükleri kullanılır. Bu anlatımda yazar, başkalarından, onların yapıp ettiklerinden bahseder.

“Sabah erkenden kalkıp kahvaltısını yaptı, araç ve gereçlerini alarak deniz kenarına balık tutmaya indi.”cümlesinde ise üçüncü kişili anlatım vardır.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...