Düz Yazı nedir - Düz Yazı Türleri ve Örnekleri

» Düz Yazı nedir - Düz Yazı Türleri ve Örnekleri

Sponsorlu Bağlantılar

Tüm kadın giyim fırsatları için tıklayın !

YAZI TÜRLERİ
 
Yazı türleri, cümleler halinde ortaya konan, sözlerin belli kalıplar içine (ölçü, kafiye, nazım şekli) sıkıştırılmadığı anlatım türleridir Bunların en önemlileri şunlardır: 
 
ROMAN 
 
Olmuş ya da olabilecek olayların anlatıldığı uzun yazılardır 
Roman belli bir olay etrafında gelişir ve olaylar ayrıntılarıyla anlatılır Çoğu zaman şahıs kadrosu geniştir Kişiler ayrıntılı olarak tanıtılır Çevrenin tanıtımına özen gösterilir
Temsil ettiği akıma göre romantik roman, realist roman, naturalist roman; konusuna göre aşk romanı, toplumsal roman, polisiye roman, macera romanı gibi isimler alır
Türk edebiyatında Tanzimat’tan sonra görülür İlk örneği Şemseddin Sami’nin Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat adlı romanıdır Batı romanı ölçüsünde en başarılı romanları ise Halit Ziya Uşaklıgil yazmıştır Namık Kemal, Mehmet Rauf, Reşat Nuri, Yakup Kadri, Peyami Safa diğer ünlü romancılarımızdır
 
HİKAYE 
 
Anlatımı bakımından romana benzeyen, ancak romandan daha kısa bir yazı türüdür 
Hikayede olaylar genellikle yüzeyseldir Kişiler çoğu zaman hayatlarının belli bir anı içinde anlatılır Genellikle kişilerin tek yönü üzerinde (çalışkanlık, titizlik, korkaklık vs) durulur Bu da romanla aynı dönemlerde oluşmaya başlamış ve özellikle Realizm döneminde önemli bir tür haline gelmiştir
Türk edebiyatında yine Tanzimat’la görülmeye başlanan hikaye türünde Halit Ziya, Ömer Seyfettin, Memduh Şevket, Sait Faik önemli eserler vermişlerdir
 
MASAL 
 
Halk dilinde anlatılarak oluşan sözlü edebiyat ürünüdür Bir yazar tarafından sonradan yazıya geçirilir 
Masallarda olaylar tamamen hayal ürünüdür Yer ve zaman belli değildir Kahramanlar insan üstü nitelikler gösterir İyiler hep iyi, kötüler hep kötüdür İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır Masallarda eğiticilik esastır Çoğu kez evrensel konular işlenir Dünya edebiyatında Kelile ve Dimne, Binbir Gece Masalları ünlüdür Türk edebiyatında Keloğlan en tanınmış masal kahramanıdır Eflatun Cem Güney masallarımızı derlemiş ve bir kitap halinde yayımlamıştır
 
DENEME 
 
Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, kesin kurallara varmadan, kanıtlamaya kalkmadan, okuyucuyu inanmaya zorlamadan anlattığı yazı türüdür 
Deneme yazarı görüşlerini aktarırken samimi bir dil kullanır Kendi içiyle konuşuyormuş gibi bir hava içindedir
Deneme her konuda yazılabilir Ancak daha çok tercih edilen konu her devrin, her ulusun insanını ilgilendiren, kalıcı, evrensel konulardır
Ele alınan konu çoğu zaman derinleştirilerek anlatılır
Denemenin ilk örneklerini Fransız yazar Montaigne vermiştir Daha sonra İngiliz yazar Bacon türü geliştirmiştir
Edebiyatımızda Cumhuriyet’ten sonra görülmeye başlanan bu türde Nurullah Ataç, Suut Kemal Yetkin, Sebahattin Eyüboğlu, Ahmet Haşim güzel örnekler vermişlerdir
 
FIKRA 
 
Yazarın gün****k olayları özel bir görüşle, güzel bir üslupla, hiç kanıtlama gereği duymadan yazdığı kısa günübirlik yazılardır Bu tür yazıları nükteli hikayecikler biçimindeki Nasrettin Hoca fıkralarıyla karıştırmayalım 
Fıkra, bir gazete yazı türüdür Gazetenin belli bir köşesinde genel bir başlıkla yazılan fıkralarda mesele kısaca incelenir ve mutlaka bir sonuca varılır Daha çok alaylı bir dille, bazen eleştiri bazen sohbet tarzında yazılır Okuyucuyla sohbet ediyormuş gibi bir hava hakimdir yazılarda
Edebiyatımızda özellikle Ahmet Rasim fıkralarıyla tanınır Daha sonra Ahmet Haşim, Refik Halit, Peyami Safa sayılabilir
 
MAKALE 
 
Yazarın herhangi bir konudaki görüşlerini, belli kanıtlar, belgeler, inandırıcı veriler kullanarak kanıtlamaya çalıştığı ve böylece okuyucuyu bilgilendirmeyi amaçladığı yazı türüdür Makalede temel unsur düşüncedir 
Makale, gazete ile birlikte ortaya çıkmış bir gazete yazı türüdür Bizde de ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval gazetesinin çıkmasıyla görülür İlk makale de aynı gazetede Şinasi tarafından yazılmıştır
Makalede amaç bilgi aktarmak ya da görüşlerine okuyucuyu inandırmak olduğundan açık, anlaşılır, ciddi bir dil kullanılır Seçilen konuya göre uzun da olabilir kısa da
Makale her konuda yazılabilir Bu konu günlük olabileceği gibi, felsefi, bilimsel, sanatsal da olabilir Ama edebi makale elbette sanatla ilgili olanıdır
Edebiyatımızda Tanzimat döneminden beri görülen makale türünde Namık Kemal, Hüseyin Cahit, Ziya Gökalp, Peyami Safa, Falih Rıfkı Atay, Halit Fahri Ozansoy, Yaşar Nabi ünlü birkaç isimdir
 
ELEŞTİRİ 
 
Bir sanatçının, bir sanat eserinin iyi ve kötü yanlarını ortaya koyarak onun gerçek değerini belirleyen yazılardır Eleştiri yazarı - yani eleştirmen - eser hakkında okuyucuyu bilgilendirir; hem eserin yazarına hem okura yol gösterir 
İki tür eleştiri vardır: İzleminsel eleştiri ve Nesnel eleştiri
İzlenimsel eleştiri, Anatole France’in ilkelerini belirlediği ve eleştirmenin bir eseri kendi zevk ölçülerini göz önüne alarak incelediği eleştiri türüdür Bu tür eleştirilerde öznel yargılar çok olacağından günümüzde bu tür pek rağbet görmez
Nesnel eleştiride ise her eserin değerlendirilmesinde kullanılabilecek belli ölçütler vardır Eleştirmen mümkün olduğunca kişisel yargılarda bulunmaktan kaçınır Bilimsel araştırmalardan yararlanarak, eseri ister beğensin ister beğenmesin, tarafsız bir gözle onun değerini ortaya koyar
Avrupa’da Boielau, Saint Beuve, Taine, France eleştirileriyle tanınır
Edebiyatımızda Hüseyin Cahit, Cenap Şehabettin, Ali Canip, Yakup Kadri, Nurullah Ataç, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, eleştiri alanında yazılar yazan ünlü birkaç isimdir
 
 
GEZİ YAZISI 
 
Gezilip görülen yerler hakkında yazılan yazılardır Kişi gezi esnasında birçok yer görür, birçok insanla tanışır; bunları hafızada tutmak güç olacağından gezi esnasında not alınır ve gezi yazılarında bunlar hikaye edilir 
Gezi yazısında yazar daima gezdiği yerleri anlatmalı, uydurma, yanlış bilgiler vermemelidir Gördüklerini okuyucunun daha iyi algılaması için, karşılaştırma yapar Okur sanki o yerleri yazarla birlikte gezer gibi olur
Eski edebiyatımızda gezi yazısına “seyahatname” denirdi Bu alanda Evliya Çelebi’nin “Seyahatnamesi” ünlüdür
Ancak asıl gezi yazarları Avrupa’ya açılma döneminde görülmeye başlanmış, gidilen Avrupa şehirleriyle ilgili yazılar yazılmıştır Namık Kemal, Ziya Paşa bunların başında gelir
Gezi yazılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır Ahmet Mithat Efendi, Avrupa’da bir Cevelan; Cenap Şehabettin, Hac Yolunda, Avrupa Mektupları; Ahmet Haşim, Frankfurt Seyahatnamesi; Reşat Nuri, Anadolu Notları; Falih Rıfkı, Denizaşırı, Zeytindağı, Taymis kıyıları bunlardan bazılarıdır
 
ANI 
 
Bir yazarın kendisinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılardır Yazarın kendini okura açtığı bir tür olduğundan içtendir ve bu yönüyle çok tutulur 
Anılar belli bir dönemin yorumlandığı yazılar olduğundan tarihi bir belge özelliği de gösterir Ancak bu, bilimsel olamaz; çünkü yazarın olaylara kişisel bakışı söz konusudur
Üslup yönüyle gezi yazısına benzerse de, yazarın dış dünyadan çok kendinden söz etmesi anıyı belli eder Zaten eski edebiyatımızda anı, gezi yazısı hatta tarih iç içedir
Özellikle Tanzimat’la başlayan anı türündeki yazılar Cumhuriyet döneminde önemli bir tür olmuştur Anılarını kitaplaştıran yazarlarımız da vardır Namık Kemal, Magosa Mektupları; Ziya Paşa, Defter-i Amal; Ahmet Rasim, Şehir Mektupları; Halit Ziya, Kırk Yıl, Saray ve Ötesi; Hüseyin Cahit, Edebi Hatıralar; Falih Rıfkı, Çankaya adlı eserlerinde anılarını anlatmışlardır
 
BİYOGRAFİ 
 
Bir kişinin hayatının anlatıldığı yazılardır Bunlarda amaç o kişiyi tüm yönleriyle (hayatı, eserleri, kişiliği, görüşleri vs) tanıtmaktır 
Biyografi açık, sade bir dille, anlatılan kişinin devrini, çevresini dikkate alarak yazılır
Divan edebiyatında şairleri anlatan bu tür eserlere “Tezkire” denirdi Türk edebiyatında bunun ilk örneğini Ali Şir Nevai vermiştir
Yazar eğer kendi hayatını anlatmışsa yazıya otobiyografi denir Çoğu zaman bunlarda sanatçı kendiyle beraber aile büyüklerinden çevreden, aile içi durumlarından da söz eder
Otobiyografiler üslup yönüyle anıya benzer; ancak anı otobiyografi içinde bir bölüm sayılabilir Yani otobiyografi daha uzun bir dönemi içine alır
 
MEKTUP 
 
Genel anlamda kişinin bir haberi, olayı, arzuyu bir başkasına anlattığı yazılardır Özel mektup, iş mektubu, edebi mektup türleri vardır Bunlar içinde bizi edebi mektup ilgilendiriyor 
Bu tür mektuplar açık olarak bir gazetede ya da dergide yayımlanır Yazar birine hitaben herhangi bir konudaki görüşlerini, duygularını anlatır Ancak asıl amacı bunları herkese duyurmaktır
Mektup, Divan edebiyatında da kullanılmıştır Fuzûli’nin “Şikayetname” adlı eseri bu türdendir Tanzimat’tan sonra ise gazetelerde yayımlanan birçok açık mektup görülür
Bazı yazarlar mektuplardan oluşan romanlar da yazmışlardır Halide Edip’in “Handan” romanı bunlardan biridir
 
SOHBET 
 
Bir konunun fazla derinleştirilmeden, biriyle konuşuyormuş gibi anlatıldığı fikir yazılarıdır Sohbet yazılarında herkesi ilgilendirecek konular seçilir Cümleler çoğu zaman konuşmadaki gibi devriktir Yazar sorulu cevaplı cümlelerle, konuşuyormuş hissi verir 
Üslup olarak fıkraya benzerse de gazete yazı türü olmaması, az sözle çok şey anlatmayı amaçlamaması, dışa dönük olması onu fıkradan ayırır
Edebiyatımızda Ahmet Rasim, Şevket Rado sohbet türüne özel bir önem vermişlerdir
 
GÜNLÜK 
 
Ne gün yazıldığını belirtmek için tarih atılan, çoğu zaman her günün sonunda o gün olup bitenin, sıcağı sıcağına anlatıldığı, olaylarla ilgili yorumlar, değerlendirmeler yapıldığı yazılardır bunlar 
Her gün yazıldığı için kısa olan bu yazılar, yazarının hayatından izler verdiğinden içten ve sevecendir
Oktay Akbal, Suut Kemal Yetkin, Seyit Kemal Karaalioğlu’nun günlükleri kitap halinde yayımlanmıştır 


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...