Kadınlarda Adet (Regl) Dönemi - Adet öncesi Sendromu

» Kadınlarda Adet (Regl) Dönemi - Adet öncesi Sendromu

Sponsorlu Bağlantılar

Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !

Ergenlik dönemiyle birlikte kızlar ve erkeklerde üreme organlarında bazı değişiklikler olmaya başlar. Erkeklerin üreme organlarında olan değişiklik büyüme ve gelişme tarzında olur. Ayrıca bu dönemde erkek üreme organlarının etrafında kıllanma başlamıştır. Önce kısa ve ince olan tüyler daha sonra kalınlaşmaya, sertleşmeye ve kıvrılmaya başlar. Erkeklerde cinsel organ etrafında olan kıllanmanın ardından koltuk altlarında, göğüste, yüzde bıyık ve sakal tarzında kıllanma da başlar. Kızlarda da dış üreme organlarında ve koltuk altlarında kıllanma başlar. Erkeklerdeki gibi önce kısa ve ince olan tüyler, daha sonra kalınlaşmaya, sertleşmeye ve kıvrılmaya başlarlar. Bu dönemden itibaren vücut temizliğinde banyo yapma dışında üreme organ temizliğine özel olarak önem vermek gerekmektedir. Kıllı deride ter bezleri çok daha fazla sayıdadır. Bu nedenle terleme ve terleme sonrasında koku çok daha rahatsız edici olabilir. Bunun yanı sıra terlemeden dolayı kirlenme ve cildimizde mikropların yerleşmesi çok daha kolay olmaktadır. Mikroorganizmaların bu bölgelere yerleşmesi ile kaşıntı, kızarıklık, şişme, ağrı ve o bölgede ısı artışı gibi iltihabın belirtileri görülmeye başlar.  

1. Adet Döneminde Temizlik ve Bakım Nasıl Yapılmalıdır? 

Kızlar yaklaşık on iki, on üç yaşlarına geldiklerinde, bir gün çamaşırlarında kan lekesi görürler. Genç kız bu kan lekesinin ne olduğunu bilmiyorsa korkabilir, endişelenerek telaşlanabilir. Bazen bilgisi olsa da utanabilir, çekinebilir. Hemen hemen bütün genç kızlar bu duygulardan bir kaçını beraber yaşarlar. Bu nedenle ergenlik belirtileri başlayan kız çocuklarına bu konuda önceden bilgi verilmelidir. Adet kanaması yaklaşık ayda bir defa vajinadan gelen bir kanamadır. Normalde 21-35 günde bir adet görme olabilir. Kanama süresi ise 3-7 gün arasında değişir. Adetin başlaması sırasında hafif bir karın ve kasık ağrısı, uyku hali, yorgunluk, halsizlik ve sinirlilik olabilir. İlk gün ağrı biraz daha fazla, kanama ise koyu renklidir. Daha sonra miktar giderek artar. Bir kaç gün içinde kanama azalır ve renginin açıldığı dikkat çeker.

Adet döneminde kadın üreme organlarından rahmin iç duvarını kaplayan ince doku atılmakta olup, bu doku mikropların çok sevdiği bir ortam özelliğini taşımaktadır. Bu nedenle ayakta ya da başkaları tarafından kullanılmayan temiz bir taburede oturarak yıkanma önerilir.

Eğer sık olarak banyo yapma olanağı yoksa, adet döneminde dış üreme organlarının özel olarak temizlenmesi gerekmektedir, çünkü adet sırasında rahimden gelen kan kullanılan pet ile dış üreme organları arasında birikmektedir. Dış üreme organları derisi üzerinde biriken bu kan artıkları yine mikropların yerleşmesi ve üremesi için oldukça uygun bir ortam oluşturmaktadır. Cilt üzerinde doğal olarak bulunan mikroorganizmalar vardır. Cilt temizliğine dikkat edilmediği zaman bu mikroplar cildimize zarar verecek şekilde üremeye başlar. Bunun yanı sıra bu bölgede idrar yolu çıkışı bulunmaktadır ve bağırsakların çıkışına da yakındır. Bağırsaklardan atılan dışkı içinde çok sayıda mikrop vardır, tuvalet sonrası temizlik, dışkının ön tarafa bulaşmasını önlemek için önden arkaya doğru yapılır. Aksi halde (arkadan öne doğru) mikroplar kolaylıkla bu bölgeye bulaşabilir. Dış üreme organlarına gelen bu mikroplar yalnızca burada yerleşmekle kalmaz, bu bölgeden içeriye doğru rahatlıkla giderek iç üreme organlarında ve idrar yollarında da iltihap oluşmasına neden olabilirler.

Adet döneminde dış üreme organlarının temizliğinin yanı sıra kullanılan pedlerin temizliğine de dikkat edilmesi gerekmektedir. Çamaşır içine konan kanı emmesi istenen malzemenin temiz olması gerekmektedir. Adet döneminde kullanılması için üretilen özel pedler bulunmaktadır. Pedler temiz olarak üretilmekte ve kullanım kolaylığı da bulunmaktadır. Külot içine yerleştirilen pette bulunan koruyucu tabaka emilen adet kanının çamaşıra geçmesini önlemektedir. Pedler bir defa kullanılmalı, kanama durumuna göre sık sık değiştirilmelidir (bir ped asla altı saatten uzun kullanılmamalıdır). Gece kullanımına veya kanamanın fazla olduğu durumlara yönelik özel pedler üretilmektedir. Pedlere mikrop bulaşmaması için kullanmadan önce açıkta taşınmamalı, özellikle dış üreme organlarına temas edecek yüzü asla kirletilmemelidir. Sadece taşıma değil, kullanım öncesi el temizliği de önemlidir. Ellerin önceden sabunlu su ile yıkanmış olması ve pedin dış üreme organlarına temas edecek yüzünün olabildiğince ellenmemesine gayret edilmelidir. Pedler kullanım sonrası küçük torbalara konmalı ya da önerildiği şekilde katlanarak çöp kutusuna atılmalıdır. Pedler suda erimeyen malzemeden olduğu için tuvalete atılmamalı ve kapatılmadan açıkta bırakılmamalıdır.

Ülkemizde adet döneminde bez kullanımı da oldukça yaygındır. Bezlerin kullanımında da uyulması gereken bazı kurallar vardır. Bezin adet dönemi için sıvı emici özelliği olan pamuklu kumaşlardan, kenarlarının bastırılarak özel olarak hazırlanması gerekmektedir. Adet kanı ile kirlenen bezin üzerindeki kanın yıkanması, çamaşır suyunda bekletilerek mikroorganizmalardan temizlenmesi, iyice durulanması, kuruduktan sonra da ütülenerek yine mikroorganizmaların yok edilmesi gerekmektedir. Ayrıca temiz bir şekilde saklanması ve taşınması da önem taşımaktadır. Bezlerin değiştirilme sıklığı da pedler gibidir, ancak bezin sıvıyı içinde tutup dışarıya vermeme özelliği olmadığı için çamaşırı kirletmesi daha kolay olabilir.

Bazı kişiler de adet döneminde pamuk kullanmaktadır. Pamuğun kolaylıkla ayrılabilme özelliği kullanım zorluğuna neden olabilir. Pamuk kullanımı özellikle isteniyorsa, o zaman pamuğun temiz bir gazlı bez ile sarılarak kullanılması yerinde olur. Değiştirme sıklığı, saklanması ve uygulanması sırasındaki öneriler bez ile aynıdır.

Ülkemizde tampon kullanımı da yaygınlaşmaya başlamıştır. Tampon vajina içine yerleştirilen ve vajinadan dışarıya doğru sarkan bir ipi olan, adet kanını emecek şekilde özel olarak hazırlanmış bir malzemedir. Üç değişik büyüklükte hazırlanmışlardır. Bu materyalin üretiminde pamuk kullanılmakta, ancak özel işlemlerden geçirilerek parçacıkların vajina içinde ayrılmaması sağlanmaktadır. Tampon temiz bir şekilde üretilmekte, kullanıma kadar üzeri kapalı kalmaktadır. Kullanım öncesinde yine ellerin mutlaka temiz olması gerekmektedir. Kullanım kılavuzunda anlatıldığı gibi, tampon üzerindeki ambalaj gösterilen yerden açılmalı, hiçbir yere konmadan hemen uygulanmalıdır. Uygulamayı kolaylaştırmak amacıyla bazı tamponlarda yardımcı bir araç bulunur. Tamponlar vajina içine doğrudan yerleştirildiği için uygulama sırasında temizliğe özellikle önem verilmelidir. Tamponun vajinada altı saatten fazla kalmamasına özen göstermek gerekir. Tamponun daha uzun süre kalması halinde vücutta bulunan mikropların, üzerinde üreyerek kana karışması “toksik şok” olarak bilinen istenmeyen bir duruma neden olabilir. İlk belirtileri ateş ve kan basıncının düşmesi olan, hastanede yatarak tedavi gerektiren toksik şok, ölüme neden olabilir.


kaynak:http://www.bilkent.edu.tr/~bilheal/uremesagligi/cinselbolgetem.html


PMS, kadın ve genç kızların adet (regl) dönemine yaklaşırken yaşadıkları önemli karakteristik fiziksel ve ruhsal belirtiler olarak tanımlanır.


Adet öncesi sendromu (PMS)


PMS, kadın ve genç kızların adet (regl) dönemine yaklaşırken yaşadıkları önemli karakteristik fiziksel ve ruhsal belirtiler olarak tanımlanır.


PMS, yumurtlama ile regl dönemi arasında yaşanan bir grup belirtidir. Reglden 7-10 gün önce yaşanmaya başlar ve belirtiler regl başlamasıyla sona erer.


PMS BELİRTİLERİHer kadın ya da genç kızda farklı belirtiler gözlenebilir. Belirtiler regl döneminden, regl dönemine gerçekleşir. Belirtilerin şiddeti, dönem dönem dalgalı bir seyir göstererek artabilir. Belirtiler, genellikle regl döneminin başlamasından 7-10 gün önce kendini gösterir ve bu dönem yaklaştıkça şiddetlenebilir. Belirtiler hafif, orta şiddette ya da şiddetli olabilirler.

Duygusal belirtiler

*Sıkıntı, kaygı

*Çabuk sinirlenme, asabilik

*Bitkinlik

*Depresyon

*Kızgınlık

Konsantrasyon bozukluğu

Aşırı duyarlılık

Cinsel istekte değişme

Kendini beğenmeme

Sosyallikten uzaklaşma

Doğal aktivitelere olan ilginin azalması

Fiziksel belirtiler

*Karın Şişkinliği

*Göğüslerin şişkinliği ve hassaslığı

*Diz, dirsek ve parmaklarda su toplanması

*İştahın artması

*Baş ağrısı

Yeme isteği

Kabızlık

Mide bulantısı

Susama

Hantallaşma

Uyku alışkanlığının değişmesi

(Yıldızla işaretlenenler çok görülen belirtilerdir)

PMS’İN TEŞHİSİPMS’in teşhisinde, laboratuar bulguları ya da fiziksel bulgularla hareket edilemez. Çünkü PMS’e has bir tane özel belirti yoktur. PMS’in teşhisindeki tek yol, PMS belirtileri olarak sıralanan belirtilerden rahatsız olan kadın ve genç kızların belirtilerini, iki - üç ay boyunca izlemeleridir. Belirtilerin adet öncesi dönemde gerçekleştiğinin ve adet kanamasının gerçekleşmesiyle yok olduğunun saptanmasıyla, PMS teşhisi konulabilecektir.

NE YAPMALI
Diyet
Genel beslenme çizgilerinin rehber alındığı günlük bir diyet, PMS belirtileri üzerindeki kontrolünüzde size yardımcı olacaktır. Daha az tuz, rafine şeker, kırmızı et ve yağ tüketmeye çalışın; karbonhidrat karışımları, sebze ve meyve yiyin.

Sodyum miktarını kontrol altına almanız, adet kanaması öncesinde eklemlerinizde oluşacak sıvı toplanmasını azaltacaktır. Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu günlük sodyum miktarı 2000 ile 4000 mg arasıdır. Aşağıdaki önerileri dikkate alarak, tuz alımınızı dereceli olarak düşürün.

Tabağınızdaki yiyeceğe tuz yerine başka katkılar eklemeyi deneyin (Bu, mevsime göre çeşitli otlar, limon suyu ya da sirke olabilir)

Yemeğinizi pişirirken tuz eklemeyin.

Konserve yerine taze ürünleri tercih edin.

Egzersiz
Egzersiz, sadece genel sağlığı düzeltip, iyiye gitmesini sağlamaz, aynı zamanda endorfin üretimine de yardımcı olur. Haftada en az 3 -5 kere yarım saatlik egzersizler yapmanız, çok yararlı olacaktır. Yüzme, jogging, hızlı adımlarla yürüme ya da kendi tercih ettiğiniz bir sporu yapabilirsiniz. Bu, sizin vücudunuzun daha biçimli olmasına, kilonuzu daha rahat kontrol edebilmenize, vücut sağlığınızı korumanıza ve kendinize olan güveninizin artmasına yardımcı olacaktır.

Alkol ve kafein alımını düşürmek
Alkol ve kafein, PMS belirtilerini şiddetlendirebilir. Kafein bundan başka, göğüslerin hassasiyeti arttırabilir, endişe ve asabiyet yaratabilir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki kafeinin tek kaynağı kahve değildir. Çayda, bazı içeceklerde, çikolotada ve sayılamayacak kadar çok ilaçta da bulunur. Alkol de, PMS’in yarattığı baş ağrısı ve yorgunluğu arttırır.

DinlenmeÇoğu kimse, her gece ortalama 7 saat uykuya ihtiyaç duyar. Bazı genç kızlar, özellikle adet dönemi öncesi, daha fazla uykuya ihtiyaç duyabilirler. Kendinizi daha iyi hissedene kadar dinlenmelisiniz.

Stresi azaltmak
Stres, PMS’i şiddetlendirebilir. Stresi yenerek kendinizi rahatlatmak için kullanabileceğiniz bir çok metod vardır. Meditasyon, yoga ya da egzersiz sizin stresinizi atmanıza yardımcı olacaktır. Kendinizi rahatlatıcı renklerle çevirin, yumuşak bir müzik koyun, bir banyo yapın. Özellikle hoşlandığınız şeyleri yapmak için zaman ayırmanız, kendinizi daha iyi ve daha mutlu hissetmenize yol açacaktır. Sizde nelerin stres yarattığını keşfetmeye bakın ve onlardan uzak durun. Özellikle adet döneminizin son safhasında.

Duygularla başa çıkmak
PMS’in en zor bölümü, duygularınızın üst seviyeye çıkması ve bu hisleri kontrol edebilme konusunda yetersiz kalabilmenizdir. Gereksiz yere duyulan kızgınlıklar genç kızları rahatsız eder. Gereğinden fazla duyarlılık ve sinirlilik hali, aile hayatı ya da arkadaşlıkları zedeleyebilir. PMS’de duygusal belirtiler, fizikselden daha önde gidiyorsa ve verdiğimiz yardım ipuçları yetersiz kalıyorsa, bir uzmana gözükmenizde yarar vardır.

Ergenlik, büyüme çağı değildir, büyüme çağının sadece bir parçasıdır ve çocuğun cinsel olgunluğa geçişinin göstergesidir. Büyüme, ergenlik dönemi sona erdikten sonra da uzun bir süre devam eder. İnsanlarda cinsel olgunluk, genel fiziksel ve düşünsel olgunluktan çok önce kazanılmaktadır. Üstelik, ergenlik yaşı da gittikçe küçülmektedir; öyle ki, çeşitli ülkelerde bir çok ilkokul öğretmeni, ilk kez son on yıl içinde adet gören kız öğrenciler için belli kolaylıklar sağlamak zorunda kaldıklarını bildirmişlerdir.

Kızlar ilk adet kanamalarını çok yoğun ve çarpıcı bir deney olarak yaşadıkları için, kadınların ergenlik dönemine giriş tarihleri hakkında daha kesin bilgiler vardır; erkeklerin ergenlikleri biraz daha belirsiz bir dönemde başlar. Günümüzde kızlarda ortalama ergenlik yaşı onüçtür.

Daha sıcak ülkelerde, evliliklerin erken yaşta olmasının yarattığı aksi izlenime rağmen, kızlarda ortalama ergenlik yaşı 13,5 - 14 civarındadır. İlk adet yaşının düşmesine yol açan etkenler çeşitlidir. İlk adeti geciktiren kötü beslenme ve çocuk hastalıklarının gelişmiş ülkelerde giderilmesi, bu etkenlerden biridir. Ancak en önemli etkenin toplumsal ve psikolojik dönüşümler olduğu kesindir:

Cinsellik üzerindeki baskının hafiflemesi, gençlerin cinsel kimliklerini daha erken yaşta ortaya koymalarına olanak verilmesi, kızların cinsel potansiyellerinin daha hızlı biçimde gerçekleşmesine yol açmaktadır. Bununla birlikte, adet yaşındaki bu küçülmenin tamamıyla yeni bir durum olmadığı, ilkel toplumlardaki duruma bir geri dönüş olduğu da ileri sürülmektedir. Bu görüşün sahiplerine göre, herhangi bir cinsel baskının olmadığı ve insanların daha doğal koşullarda yaşadığı geçmiş toplumlarda ilk adet yaşı bugünkünden ve yakın geçmiştekinden daha küçüktü.

İlk adetin kesin ve belirli bir tarihi olmasına karşılık, kadın ergenliğinin diğer belirtileri için aynı şey geçerli değildir. Yaklaşan ergenliğin ilk belirtisi, dokuz ile onbir yaşları arasında meydana gelen göğüslerdeki şişmedir. Ancak göğüsler bundan sonra 7-9 yıl daha büyüme ve olgunlaşmaya devam edeceklerdir. Göğüs uçlarının koyu renk alması ise ortalama 12-13 yaşlarında olur.

Cinsel organ kıllanması ise ortalama 11 yaşında başlar ve 14 yaşına kadar devam eder; ancak bundan daha erken başladığı ve daha geç tamamlandığı da olur. Koltuk altı kılları ise bir-iki yıl daha geç çıkar. Kız çocuğun boyunun hızla uzamaya başlaması da 9-10 yaşlarında olur; bu ilk adetin yaklaştığının da işaretidir. En hızlı boy atma çağı olan 12-14 yaşları aynı zamanda ilk adetin geldiği dönemdir.

Kızlarda hem ergenlik hem de hızlı boy atma erkeklerden önce başlar. Bu yüzden 11-14 yaşındaki kızlar genellikle kendi yaşlarındaki erkeklerden daha uzun ve daha ağır olurlar. Erkeklerde hızlı boy uzaması hem daha geç başlar hem de daha geç biter. Kızların fıziksel gelişimi en geç 20 yaşında biter; hatta Doğu ülkelerinde kızlarda büyümenin üst yaş sınırı l6-17'ye iner. Oysa erkeklerin fıziksel gelişimi ve boylanmaları 23-25 yaşlarına kadar sürebilir.

Erkeklerin de ergenlik belirtilerinin ortaya çıkış tarihleri kızlarınki kadar değişken ve belirsizdir. Onüç yaşında cinsel bakımdan olgunlaşmış erkek çocuklar olabildiği gibi, onbeş yaşına geldiği halde hala cinsel çocukluktan çıkamamış olanlar da vardır. Erkek çocuklar arasında bu tür farklılıklar, kızlarda olduğundan çok daha fazla eksiklik ve aşağılık duygularına yol açmaktadır. Penisin büyümesi ortalama 13 yaşında başlar ve iki yıl kadar sürer; ama 11 yaşında başlayıp 13'te bitebildiği gibi, 14'te başlayıp 17'de de sona erebiir. Başka bir deyişle aynı yaşlardaki erkek çocuklar arasında, bazıları büyümeye başlamadan"erkekleşmiş" olanlar bulunabilir.

Genellikle erkek ergenliğinin ilk işareti, erbezlerindeki büyümenin birden bire hızlanmasıdır. Erbezleri ortalama 11 yaşında büyümeye başlayıp 16'da en gelişmiş durumlarına ulaşırlar. Cinsel organ bölgesindeki kıllar da 10 ile 15 yaşları arasında çıkmaya başlar ve l4-18'de tamamlanır. Koltuk altı kılları da çoğu zaman bundan bir süre sonra belirir. Ama bunun tersi de olabilir.
On sekiz yaşındaki bir kız, ergenlikten önceki çocuksu sesi yitirmiştir; ama erkek çocuklardaki ses değişikliği çok daha belirgindir. Erkek çocuğun gırtlağı, penisin büyümesini tamamladığı sıralarda gelişmeye başlar. Genellikle ses değişimi derece derece gerçekleşir ve bir kaç yıla yayılır. Bu süre içinde çocuğun sesi çatlayabilir, kısılabilir. Çıkan ses ne kadar çirkin olursa olsun aslında yitirilen birşey yoktur. Sadece çocuk henüz büyüyen gırtlak üzerinde kas kontroluna alışamamıştır.

Kızlarınki kadar belirgin olmasa da erkek göğüsleri de ergenlik sırasında bir değişim geçirirler. Meme başı çevresindeki renkli halka bu sıralarda genişler ve koyulaşabilir. Erkek çocukların üçte birinde de bu halkanın altında kızlarınkine benzer ancak daha küçük bir doku oluşabilir. Ama bu genellikle gençlik çağlarında ortadan kalkar.

Ergenlik çağının önemli sorunlarından biri de cilt rahatsızlıklarıdır. Sivilce, ergenlik döneminin cinsel değişimine bağlı bir cilt hastalığıdır. Hadım edilmiş erkeklerde sivilce olmaması, ancak cinsel hormon takviyesi yapıldığında sivilce çıkması ve hormonun kesilmesiyle sivilcelerin de ortadan kalkması bunun kanıtıdır. Çoğu insanda sivilceler ergenliğin diğer belirtileri tamamlandıktan sonra da sürüp gider ve ancak ilk gençlik çağının tamamlanmasıyla ortadan kalkar. Bu o kadar yaygın bir sorundur ki, bir hastalık değil, normal bir gelişim olarak görülmesi daha doğru olacaktır.

Erkek ergenliği 10-12 yaşlarında erbezlerinin büyümesiyle başlar ama bu erbezleri 14-16 yaşlarına kadar olgun sperm üretemezler. Ama bu, bu yaşlardaki çocuğun bir tür orgazm yaşamasını engellemez. Gerçekte, orgazm 6 ile 10 yaşları arasındaki "Cinsel Durgunluk" dönemi dışında, her zaman yaşanabilir.

Kaynak: hastarehberi.com

Rahim iç yüzeyinde her ay dölenmiş yumurtanın ( gebeliğin ), gelip yapışmasına ve buradan beslenmesi için damarlanmasını sağlayacak bir tabaka oluşur ve eğer döllenme yoksa bu duvar görevini tamamlayıp yerini alttan gelen yeni dokuya bırakarak dökülür, rahimden dolayısıyla vücuttan dışarıya atılır. Her ay bu işlem aynı şekilde tekrarlanır biz bu sürece menstürel siklus – adet düzeni, işlevini yitirerek yerini yeni oluşan yapıya bırakıp dışarıya atılan bu dokuya da adet kanı, mentürasyon kanaması diyoruz.

  Adet kanaması süreci, adet kanaması ve akıntısının vücut dışına atılmasıdır. Bu, oldukça karışık bir süreçtir. Bileşik bir hormon grubu tarafından işareti verilen ve beyin tarafından kontrol edilen süreç, genellikle gebelik hariç, her ay gerçekleşir.Kadınlar, yeni bir yumurtanın oluşmasından önce adet görürler. Bu işlemin dört aşaması vardır. Bir adet döngüsü ortalama 28 gündür fakat, bu kişilere göre değişebilir. Adet döngüsünün 25 –35 gün arasında olması normaldir.Adet döngüsü, çeşitli uzunluklarda olabilir. Yumurtlama dönemi ile adet kanamasının gerçekleştiği günlerin arası, yaklaşık 14 gündür (11 ile 16 gün arası olabilir). Örneğin, adet dönemi 31 günlük süreyi kapsayan bir kadının, adet döngüsünün ilk yarısı 16 gündür ve 17. gün yumurtlama gerçekleşir.

Kanamanızın normalden çok veya az miktarda olması, daha sık veya daha uzun aralıklarla gelmesi, ara kanamaların olması yaşam kalitenizi bozacağı gibi, sinir sisteminizi de etkileyecektir. Hemen ekliyelim ilerideki sayfalarımızda adet sancıları ve adet öncesi gerginlik dediğimiz premenstural sendrom ve yapılması gerekenlerden bahsedeceğiz, çünkü bu da hanımlarımız için ciddi sıkıntılar oluşturmaktadır.

Adet düzeni niçin bozulur ve neler bozar, normal dışı kanama, vücudun hem biz doktorlara hem de siz hanımlara bir işaretidir. Bu tip problemlerin çok basit nedenlerden oluşabileceği ve basit bir tedavi ile çözülebileceği gibi, altında yatan çok büyük problemlerden oluşabileceği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Problem ne kadar büyük olursa olsun erken teşhisin başarısı çok yüksektir. Onun için kanama bozukluklarımızı ihmal etmiyelim, en kısa sürede bir jinekoloğa baş vuralım, sorun basitse çözümlendirip hayat kalitemizi yükseltelim, eğer ciddi bir neden varsa vakit kaybetmeden tedavimizi olup zarar görmeden veya en az zararla çözüme ulaşalım.

Neler adet düzenini bozabilir; yeni adet görmeye başlıyan genç kızlarda da ilk adet yılındaki kanamaları düzenli aralıklarla gelmeyebilir, biz gerekli muayeneyi yapıp altında herhangi bir başka neden yoksa hormonal düzen oturuncaya kadar beklenmesini tavsiye ederiz. Adetten kesilmek üzere olan hanımlarımızda da düzen bozulmaya başlar.Adet gecikmeniz olur ise ve eczanede yaptırdığınız gebelik testi negatif sonuç verir ise sakın kendi kendinize, arkadaşlarınızdan duyduklarınıza ya da eczacının önerisine göre adet söktürücü ilaç kullanmayın. Bu telafisi mümkün olmayan zararlar verebilir.

Diğer nedenler :

  • Üzüntü
  • Gebelik
  • Stress
  • İyi huylu tümörler
  • Hormonal problemler
  • Kanserler
  • Kan Hastalıkları
  • Spiral
  • Enfeksiyon
  • Doğum kontrol hapı gibi hormon haplarının yanlış kullanımı
  • Tiroid hastalıkları gibi bir çok neden adet düzenini bozabilir.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...