Soru ve Cevap
>

Genetik el falı nedir - parmak uzunlukları ve hastalıklar

Hamilelik süresince rahim şartlarında oluşan çok küçük değişiklikler, doğacak olan çocuğun hayatı boyunca taşıyacağı özellikleri belirler. Bunlar, çeşitli sendromlar, bağışıklık sisiteminin durumu, parmak izi, hobi, kabiliyetler, veya cinsel yönelimler gibi, değişik özellikler olabilir. Ceninin kız veya erkek olması, alınan ilaçlar, annenin bağışıklık sisitemi, hamileliğin geçtiği mevsiler, anne ile cenin arasındaki ince biokimyasal etkileşimler, rahim şartlarını belirleyen en temel özelliklerden bazılarıdır. Bir çoğumuzun günlük yaşamda gözlemlediği gibi, kadınlar ekeklere göre daha duygusal, daha sakin bir kişiliğe sahiptirler(istisnalar hariç). Cambridge Üniversitesinden bir araştıma gurubu, yeni doğmuş 100 kız ve erkek bebekle bir araştırma yapmıştır; Bu araştırmada bebeklere mekanik bir oyuncak gösterilmiş ve bebeklerin bu oyuncağa ilgisinin olup olmadığı gözlemlenmiştir. Araştırmayı yapan bayan, erkek bebeklerin mekanik oyuncağa daha sık baktığını, buna karşın kendisi ile göz temasının daha az olduğunu,  kız bebeklerin ise kendisi ile göz temasının daha fazla ama mekanik oyuncağa ilgisinin daha az olduğunu tesbit etmiştir.  Araştırmayı asıl  ilginç yapan, bu çocukların anneleriden hamilelikleri esnasında „amniyo sıvısı“ alınmış ve bu sıvıdaki testosteron oranının ölçülmüş olması. Araştırma sonunda, bebekerin göz teması sayısı ile amniyo sıvısındaki testosteron miktarı arasında ters orantı bulunmuştur. Sonuç: Yüksek testosterona maruz kalan bebekler, arastırmacı bayan ile daha az göz temsına, düşük testosterona maruz kalan bebekler ise daha fazla göz temasına geçmişlerdir. Otizm ve Asperg...

Evrim Kuramı Hakkında bilinen yanlışlar

Evrim kuramında doğru olduğu sanılan 8 yanılsama 1–) Her Şey Bir Uyumun Sonucudur 2–) Evrim Çürütülemez 3–) Evrimin Yaratıcılığı Sınır Tanımaz 4–) Doğal Seçilim Daha Karmaşık Yapıya Yol Açar, 5–) Evrim Kusursuzluk Üretir, 6–) İnsanların Evrimi Kavrayamaması Sorun Yaratmaz, 7–) Evrim Bilimi Öngörücü Değildir, 8–) Evrimin Tek Yolu Doğal Seçilimdir   . Evrim, öğrendikçe anlaşılması giderek zorlaşan bir konu. Darwin zamanında yanıtlanan bazı sorular bugünkü bilgilerin ışığı altında kafaları karıştırabiliyor. Bazı noktaların hâlâ tartışılıyor olması, evrimin daha iyi anlaşılmasına yol açmakla birlikte, yaratılışıların ve onların uzantısı olan akıllı tasarımcıların ekmeğine yağ sürüyor. Saygın bilim dergisi New Scientist, bu karmaşayı gidermek için evrimle ilgili en fazla tartışılan 8 yanılsamaya açıklık getiriyor. Yakında Charles Darwin’in doğumunun üzerinden yaklaşık 200 yıl, “Türlerin Kökeni” isimli yapıtının yayınlanmasının üzerinden ise 150 yıl geçmiş olacak. Birçoklarının dünyada bugüne dek yazılmış en önemli kitap olduğunu düşündükleri bu yapıt, bugün bile bazı insanları derinden sarsacak bilgilere kaynaklık ediyor. Bu sarsıcı bilgilerin başında insanların doğal seçilim yoluyla evrilmiş olduğu fikri geliyor. Kaldı ki bu fikri azımsanmayacak kadar çok sayıda insan hâlâ kabul edilebilir bulmuyor. Darwin “Türlerin Kökeni” isimli yapıtında evrimle ilgili çok somut kanıtlar sunuyor. Darwin sonrası dönemde keşfedilen çok sayıda fosil, bugünkü organizmaların geçirdiği evrimi ilk çıkış noktasına kadar izleyebilmemize olanak tanıyor. DNA dizi...

Anne ve babanın kan grubuyla çocuğun kan grubunun ilişkisi

Anne ve babanın kan grubuyla çocuğun kan grubunun ilişkisi |  görsel 1
Anne 0 Rh(+) Baba B RH(+)   Annenin kan grubu homozigot karakter sıfır olduğunu göre anneyi 00 olarak alırız. Babanın kan grubu homozigot da olabilir heterozigotta yani baba ya BB ya da B0 olabilir.   Şimdi bu iki karakterin kan grubu göz önüne alınarak çaprazlamasını yapalım.   1)- Önce babanın homozigot olduğunu düşünelim.   00xBB   B0 B0 B0 B0   2)- Şimdi ise babanın heterozigot olduğunu düşünelim.   00xB0   B0 00 B0 00   Yukarıda görüldüğü gibi bu bireylerden kan grubu göz önüne alınarak iki farklı genotipte birey oluşuyor. Bu iki bireyden doğacak çocuğun kan grubu ya 0'dır ya da B'dir.       Şimdi de Rh faktörü açısından bu iki bireyi inceleyelim.   Anne de baba da Rh faktötü bakımından pozitif. Ancak Rh(+) olmak heterozigotta(Rr) olabilir, homozigotta (rr) olabilir.   Annenin homozigot babanın heterozigot olduğu durumu incelersek ve Annenin heterozigot babanın homozigot olduğu durumu incelersek: (İki durumda aynı sonuçları vericektir. Bu yüzden birlikte inceleyebiliriz.)   RRxRr   RR Rr RR Rr   Annenin ve babanın ikisininde homozigot olduğu durumu incelersek :   RRxRR   RR RR RR RR     Annenin ve babanın ikisininde heterozigot olduğu durumu incelersek :   RrxRr   RR Rr Rr rr   Görüldüğü gibi Rh faktörü açısından bu iki bireyi incelediğimizde üç farklı genotipte ve iki farklı fenotipte birey oluşmaktadır. RR Rr rr Yani bu iki bireyden doğacak çocuk Rh(+) veya RH(-) olabilir.     Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/soru-ceva...

Ötzi adamı kimdir - Ötzi adamının özellikleri ve laneti

Ötzi adamı kimdir - Ötzi adamının özellikleri ve laneti |  görsel 1
Ötzi 19 Eylül 1991'de yolunu kaybetmiş iki Alman turist, Helmut ve Erika Simon, tarafından bulunmuştur. Cesedin önce günümüze veya yakın geçmişe ait olduğu zannedilmiştir. Zira bölgede dağcıların veya I. Dünya Savaşı'nın kayıplarıyla sık sık karşılaşılmaktaydı. Bu düşünceyle Avusturya polisince teslim alınarak Innsbruck'a götürülen Ötzi'nin gerçek yaşı burada anlaşılmıştır. Üzerinde incelemeler başladıktan sonra ortaya çıkan ilginç bir gelişme de, buluntu yerinin yapılan kesin ölçümünden bu noktanın İtalya sınırından birkaç metre içeriye girmiş olmasıdır. Bu sebeple Ötzi İtalya'ya teslim edilmiştir. Bugün İtalya'nın Almanca konuşulan Güney Tirol bölgesinin merkezi olan Bozen-Bolzano kentinin arkeoloji müzesinde sergilenmektedir.   Bilimsel analiz    Ötzi üzerinde adli tıbbın, arkeolojinin, antropolojinin ve diğer ilgili disiplinlerin en ileri bilgi düzeylerini içeren çok titiz bir çalışma yapılmış, mumya kapsamlı bir şekilde ölçülmüş, röntgen ışınları ndan geçirilmiş ve tarihlendirilmiştir. Dokuları ve sindirim sistemi içindeki buluntular, ve taşıdığı aletlerdeki polenler ve diğer kalıntılar, mikroskopla incelenmiştir. Ötzi'nin ölümü esnasında 30-45 yaş arasında olduğu, yaklaşık 1.60 boyunda olduğu anlaşılmıştır. Üzerindeki polen ve toz toprak kalıntılarından ve diş minelerinin izotopik yapısından, çocukluğunu Bolzano'nun biraz kuzeyinde geçirdiği, ergenlik çağında ise 50 kilometre daha kuzeyde yaşadığı sonucuna varılmıştır.   Ötzi'nin vücudunun çeşitli yerlerinde toplam 57 dövme bulunmaktadır.[2] Daha da ilginci, bu dövmelerin, günümüzde akupunktur tedavisi...

Rüyalar ve cinsellik - Sigmund Freud - Nesneler ve simgeler

Psikoanalizin kurucusu Sigmund Freud rüyaları bilinçaltına giden bir kral yolu olarak tanımlar.   Ona göre toplumsal baskıyla bilinçaltına ittiğimiz tüm duygu ve düşünceler uyku sırasında ortaya çıkar.   Psikiyatrist Carl Gustav Jung ise, rüyaların sadece kişisel bilinçaltı değil, kollektif ortak bir bilinçaltının sonucu olduğunu savunur. Ona göre binlerce yıl önce yaşamış atalarımızın korku, istek ve ihtiyaçları da bugün rüyamıza girebiliyor.   Yüksekten düşme rüyasının temeli, aslında yüzyıllar önce vahşi hayvanlardan kaçarken uçurumdan düşme endişesi yaşayan atalarımızın yaşadığı korku.   Bilinçaltının kaşifi Freud’un rüyalara getirdiği cinsel yorumlardan bazıları şöyle;   Ağaç: Sabit fikirlilik. Ağaç gövdesi erkeği, dalları kadını simgeliyor.     Ata binmek: At cinsel isteği, ata binmek karşı cinse dokunma isteği.   Böcek: Bilinçaltı cinsel istek.   Çanta: Güzelse ruhsal rahatlık ve cinsel doyum.   Çiçek: Bekaret, bekaretle ilgili problemler.   Dağ: Korunma, rahatlama arzusu.   Diş: Kadın görüyorsa çocuk arzusu. Dişler dökülüyorsa bilinçaltı kendini cezalandırma.   Düşmek: Moral bozukluğu.   Eski sevgili: Eskiye özlem.   Ev: Korunma isteği, sıcaklık.   Hava: Havanın durumu ruh halimizi yansıtır.   Hırsız: Korku   Kedi Köpek: Kedi kadını, köpek erkeği simgeler. Köpek yavrusu ise çocuğu.   Kuş: Erkek cinselliği.   Manzara: Sevilen kişiye özlem.   Mezar: Geçmişe, kaybetiklerimize duyulan özlem. ...

Tanrı parçacığı nedir - Higgs bozonu nasıl bulundu?

Tanrı parçacığı nedir - Higgs bozonu nasıl bulundu? |  görsel 1
  Parçacıklara kütlelerini verdiği düşünülen ve "Higgs Bozonu" adı verilen atomaltı parçacığının keşfedildiğinden emin olunduğu açıklandı.   Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (Cern) bilim adamları, elde ettikleri verilerin, Higgs Bozonu’nun varlığını kanıtladığına artık emin olduklarını belirtti.   14 milyar yıl önce evrenin doğumuna yol açtığına inanılan Büyük Patlama ortamını yaratmayı amaçlayan 10 milyar dolar tutarındaki deney sırasında proton ışınları, 27 kilometrelik tüneli ışık hızıyla geçerek birbiriyle çarpıştırılıyordu.   Proton ışınlarının birbiriyle büyük bir enerjiyle çarpışması sonucu kozmosun doğasını kavramaya yarayacak yeni parçacıklar görmeyi amaçlayan bilim adamları, çarpışma sırasında özellikle teorik fizikteki kütle mantığının temelini oluşturan veya kara maddenin neden yapıldığını anlamaya yarayacak Higgs parçacığı diye adlandırılan parçacıkların varlığını kanıtlamaya çalışıyordu.   Fizikçi Peter Higgs’in, temel parçacıkların kütle kazanmasını açıklayan kuramından adını alan "Higgs Bozonu", 1993 yılında Nobel ödüllü fizikçi Leon Lederman tarafından "tanrı parçacığı" olarak da adlandırılmıştı.   ...

Delftia acidovorans nedir - altın yapan bakteri

  Kanadalı bilim adamları, suda çözünen altın zerrelerini mikroskobik som altın külçelerine dönüştüren bir bakteri türü keşfetti.   "Nature Chemical Biology" dergisinde yayımlanan çalışmaya göre "Delftia acidovorans" adı verilen bakterinin toksik olan altın iyonlarından kendisini korumak için salgıladığı özel madde, zehirli iyonları zararsız som altına çeviriyor.     Sudaki mikroskobik altın külçeleri üzerinde hep aynı bakteriye rastlanmasından hareket eden bilim adamları, bakteri tarafından salgılanan metobolitin hem bakteriyi zehirli altın iyonlarından koruduğunu hem de biyomineralleşme sonucu iyonların som altın külçelerine dönüşmesini yol açtığını ortaya çıkardı.   "Delftibactin A" adı verilen metobolit, altının biyomineralleşme sürecini oda sıcaklığında ve ph nötr ortamda sadece birkaç saniye içinde tamamlıyor.   Ontario’daki McMaster Üniversitesi’nden Nathan Magarvey, çalışmanın laboratuvar ortamında sudan altın üretmek için bakterilerin kullanılıp kullanılamayacağını belirlemek için yapılmadığına dikkati çekti. Magarvey, yine de böylesi bir sürecin olanaklı olduğunu sözlerine ekledi.   Daha önce yapılan çalışmalar "Ischiadicus metallidurans" adlı başka bir bakterinin, kendisini altının zehirli etkilerinden korumak için altın iyonlarını hücrelerinde depoladığını göstermişti.   Bakteriler, büyümek ve yaşam döngülerini tamamlamak için demir gibi bazı metallere gereksinim duyuyor. Altın, gümüş gibi metaller ise bakterilerin ölümüne neden oluyor.   Suda çözünen altın iyonları, okyanuslarda, yeral...

Karıncanın gen haritası

  Araştırmada karıncaların son derece sosyal ve hayatta kalma becerisinin gruba bağlı olduğunu belirtildi ve bu durumun insanlarınkine çok benzediği vurgulandı. ABD'nin New York Üniversitesi'nden Danny Reinberg ve ekibi, 2008'de başlayan çalışmaların sonunda karıncanın gen haritasının tamamını çıkarmayı başardı. Reinberg, karıncaların son derece sosyal ve hayatta kalma becerisinin gruba bağlı olduğunu belirterek, bu durumun insanlarınkine çok benzediğini vurguladı. Bazı kraliçe karıncıların işçilerden 10 kat fazla yaşadığını ifade eden Reinberg, gen haritası ile çevrenin ve kişisel geçmişin genler üzerindeki etkisinin, gen değişikliklerinin diğer nesle nasıl aktarıldığının (epigenetik) daha iyi anlaşılabileceğine dikkati çekti. Reinberg, karıncanın gen haritasının çıkarılmasının insan beyninin işleyişi konusunda epigenetiğin etkilerini de daha iyi anlamaya yardımcı olabileceğini belirtti. Bilim adamları iki farklı türden karıncanın gen haritasının, bu hayvanların gelişmiş sosyal davranışlarının daha iyi anlaşılmasını sağlamasını ve uzun ömrün sırlarına ışık tutmasını umuyor. Araştırma, "Science" dergisinde yayımlandı....

Tanrı parçacığı - Higgs bozonunun işaretleri

  Fizik tarihinin en büyük avında yolun sonu göründü. Bilim insanları 40 yıldır aranan "Tanrı parçacığı"nın varlığıyla ilgili güçlü kanıtlar bulunduğunu açıkladı.   New York Times'ın haberine göre, ABD'nin Illinois eyaletinde bulunan Batavia şehrindeki Fermi Ulusal Hızlandırıcı Laboratuvarı, Higgs bozonunun işaretlerini bulmuş olabileceklerini duyurdu. Uzun zamandır aranmakta olan bu teorik parçacığın diğer temel parçacıkların kütleye sahip olmasını sağladığına inanılıyor.   Fermilab'ın Tevatron hızlandırıcısında son birkaç yılda toplanan verilerdeki Higgs bozonunun işareti sayılan detaylar, Aralık ayında Cenevre'de bulunan CERN laboratuvarındaki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı'nda gerçekleşen iki bağımsız deneyden elde edilen sonuçlarla da uyumlu.   Tevatron'dan elde edilen verilerle ilgili rapor, bugün, Michigan State Üniversitesi profesörlerinden Wade Fischer tarafından İtalya'nın La Thuile şehrinde düzenlenen bir fizik konferansında tüm ayrıntılarıyla kamuoyuna açıklanacak.   "EN GÜÇLÜ İPUCU"     Raporun New York Times'da yer alan kısmında, Fermi Laboratuvarı'nın bulguları için, "Elimizdeki Tevatron verileri ve Aralık 2011'de yapılan diğer deneylerden elde edilen sonuçlar da göz önüne alındığında, Higgs bozonunun varlığı konusundaki en güçlü ipucudur" deniliyor.   Geçen yıl Aralık'ta CERN çarpıştırıcısında Atlas ve CMS isimli iki büyük parçacık detektörünü kullanan uzmanlar 124 milyar elektron volt ve 126 milyar elektron volt değerlerinde umut verici pürüzler bulduklarını açıklamıştı. (Protonun değeri 1 milyar elektr...

İnsan Balığının çözülemeyen uzun yaşam sırrı

İnsan Balığının çözülemeyen uzun yaşam sırrı |  görsel 1
  Şekliyle görenleri hayrete düşüren insan balığı, aynı zamanda dünyanın en uzun süre yaşayan canlılarından biri olma özelliğini taşıyor. Ancak bilim dünyası balığın uzun ömrünün sırrını bir türlü çözemiyor.     Hem karada, hem de suda yaşayabilen (amfibi) “insan balığı”, lakabını kaygan derisi ve boru şeklindeki vücudundan alan 30 santimetre uzunluğunda bir semender.   Oldukça ilginç bir görünüme sahip olan “insan balık”, suyun altında daha da ilginç bir özellik kazanıyor. Çünkü bu balık suyun altında tam 100 yıl hayatta kalabiliyor. Bu süre, amfibi hayvanlar için biçilen en uzun ömür olarak biliniyor.    Çok nadir bulunan bir canlı olan insan balığı semenderine, bugün en çok Hırvatistan ve Slovenya’nın mağaralarında rastlanıyor.      üzerinde yaklaşık 10 yıldan beri çalışılan insan balığı semenderleri, bugün yaklaşık 60 yaşında. Buna rağmen balıklar biyolojik olarak hiçbir yaşlılık belirtisi göstermiş değil.          bilim insanları ise, insan balığının suyun altında nasıl bu kadar uzun yaşabildiği hakkında bir fikre sahip değil. http://www.milliyet.com.tr ...