Servet-i Fünun döneminin Romanları

» Servet-i Fünun döneminin Romanları

Sponsorlu Bağlantılar

Tüm kadın giyim fırsatları için tıklayın !

 

Handan: Halide Edip Adıvar’ın ilk romanıdır. Mektup biçiminde yazılan roman, kadın psikolojisini inceler. Eylül’den sonra psikolojik roman türünün en başarılı örneklerindendir.
 
Ateşten Gömlek: Halide Edip Adıvar’ın romanıdır. Edebiyatımızda Kurtuluş Savaşı üzerine yazılan ilk romandır.
 
Vurun Kahpeye: Genç ve idealist bir öğretmen olan Aliye’nin Kurtuluş Savaşı sırasındaki mücadelesini ve aşkını, sahte bir din adamı tarafından linç ettirilişini anlatan bu romanı Halide Edip Adıvar yazmıştır.
 
Sinekli Bakkal: Halide Edip Adıvar’ın töre romanıdır. İstanbul’da Sinekli Bakkal semti ve o semtin çevresinde II. Abdülhamit döneminin toplumsal sorunlarını ele almıştır. Eserin kahramanı Rabia, tiyatrocu ve Karagözcü Kız Tevfik’in kızıdır. Dinî bir eğitim almış ve ünlü bir mevlithan olmuştur. Sürgündeki babasının bakkal dükkânını da işletmekte ve bu arada gittiği konaklardan birinde Mevlevi şeyhi Vehbi Dede’den alaturka musiki dersleri almaktadır. Aynı konakta piyano dersleri veren İtalyan müzisyen Pregrini, Rabia’nın sesine hayran olmuştur. Daha sonra Rabia, kendisini seven ve Müslüman olan Pregrini ile evlenir. Böylece yazar, Doğu ile Batıyı birleştirmiş olur. Bu roman Cumhuriyet döneminde yazılmıştır.
 
Kiralık Konak: Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ilk romanıdır. Eserde, üç ayrı kuşak arasındaki çatışmalar üzerinde durularak bir ailenin çözülüşü gösterilmiştir. Aşırı Batı hayranı züppe tipinin de başarıyla çizildiği eser, aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat’tan I. Dünya Savaşı’na kadar olan yıllarını toplumsal değişmeye ışık tutarak anlatır.
 
Nur Baba: Yakup Kadri’nin bu romanında olaylar, bir Bektaşi tekkesi çevresinde geçer. Yazar bu eseriyle Bektaşî tekkelerindeki yozlaşmayı gözler önüne sermiştir.
 
 Yaban: Yakup Kadri’nin bu romanında, köylü ile aydın arasındaki uçurum gösterilmek istenmiştir. Köylülere göre şehirli ve aydın “yaban”dır. Anı biçiminde yazılan romanda I. Dünya Savaşı’nda bir kolunu kaybetmiş olarak İstanbul’a dönen Ahmet Celal’in daha sonra emir eri Mehmet Ali’nin köyüne yerleşip orada yaşaması anlatılır. Ahmet Celal, köylü kızı Emine’yi sever. Emine başkasıyla evlenir. Derken, köye Yunan ordusu girer. Ahmet Celal ve Emine düşmanın elinden kaçarlar. Ancak Emine ağır yaralanmıştır. Ahmet Celal, bilinmeyen bir yöne doğru gider. Roman böylece İstiklal Savaşı’ndan da kesit sunmuş olur. Eser 1930 yılında yazılmıştır.
 
 
Sodom ve Gomore: Yakup kadri’nin Cumhuriyet döneminde yazdığı bu roman, mütareke döneminde düşman işgalindeki İstanbul’u anlatır. Düşmanla işbirliği yapan soysuzlaşmış çevrelerin ahlak düşüklüğü yüzünden, yazar İstanbul’u Sodom ve Gomore kentlerine (Filistin’de ahlak sapkınlığı nedeniyle Allah’ın gazabına uğradığı rivayet edilen kentler) benzetir.
 
 İstanbul’un İçyüzü: Refik Halit Karay’ın romanıdır. İttihat ve Terakki Fırkası adamlarını ve I. Dünya Savaşı sırasında bunların zengin ettikleri savaş zenginlerini eleştiren bir romandır.
 Çalıkuşu: Reşat Nuri Güntekin’in en ünlü romanıdır. Bir aşk kırgını olan Feride’nin İstanbul’dan Anadolu’ya kaçışı; Anadolu’nun kasaba ve şehirlerinde idealist bir öğretmen olarak çalışması; Anadolu’nun geri kalmışlığıyla mücadele etmesi romanın konusunu oluşturur.
 
Yeşil Gece: Reşat Nuri Güntekin’in tezli romanıdır. Eserde medrese çevreleri ile mücadele eden Şahin Bey anlatılır. Şahin Bey, medresede yetiştiği halde daha sonra Atatürk’ün devrimlerine inanmış, aydınlanmış bir gençtir.
 
 Yaprak Dökümü: Reşat Nuri Güntekin’in yanlış batılılaşma temasını işlediği romanıdır. Batı özentisi hayatla gelir arasındaki dengesizlik yüzünden bir ailenin çöküşü anlatılmıştır.
 
 Sözde Kızlar: Peyami Safa’nın ilk romanıdır. Anadolu’da başlayan Kurtuluş Savaşı esere, fon olarak alınmış; Mütareke döneminde İstanbul’daki yüksek tabakanın ahlak bozukluğu bu fonun önünde işlenerek karşıt bir durum oluşturulmuştur.
 
 Dokuzunca Hariciye Koğuşu: Peyami Safa’nın ruh çözümlemesi romanıdır. Diğer psikolojik romanlar gibi basit bir olay üzerine kurulmuştur. Bacağındaki kemik hastalığı yüzünden iyi bir bakım görmesi gereken on beş yaşındaki çocuğun anıları biçimde düzenlenen roman, otobiyografik roman özelliği de taşır.
 
 
 Ayaşlı ve Kiracıları: Memduh Şevket Esendal’ın romanıdır. Cumhuriyet’in ilk yıllarının Ankara’sını anlatan romanda Türkiye’nin çeşitli tabakalarından gelmiş insanların hayatları anlatılır.
 
 
 Huzur: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanıdır. Olay ve karakter romanı olmaktan çok, karışık ruh hallerini tasvir eden bir yaşantı romanı olan eser, yer yer yazarının özel yaşamını yansıtır. Türk toplumunun girdiği uygarlık krizinin Doğu-Batı sorunsalı içinde ele alındığı eserde İstanbul’un tabiat, tarih ve kültür güzelliklerine önemli yer verilir.
 
 
Saatleri Ayarlama Enstitüsü: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın romanıdır. Saat düşkünü iki arkadaşın, kurdukları Saatleri Ayarlama Enstitüsü çevresindeki gerçek-hayal arasındaki yaşamlarını anlatan romanda yazarın asıl amacı, iki uygarlık arasında bocalayan toplumumuzun yanlış tutumlarını alaycı bir tarzda eleştirmektir.
 
Devlet Ana: Kemal Tahir’in Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş yıllarını romanlaştırdığı eseridir.
 
 Yorgun Savaşçı: Kemal Tahir’in Kurtuluş Savaşı’nı konu alan romanıdır. İşgal altındaki İstanbul’da başlayan hareketli olaylar, bunalımdan kurtulmak isteyen yorgun savaşçıların
 
 
Anadolu’ya geçmeleriyle gelişir. Mustafa kemal saflarına katılmalarıyla Kurtuluş Savaşı’nı müjdeleyen milli bir güven duygusu içinde sona erer.
 
 Fahim Bey ve Biz: Abdülhak Şinasi Hisar’ın romanıdır. Eserde, kendi hayal dünyasında mutlu bir yaşam süren; fakat çevresindeki insanların kaçık güzüyle baktıkları Fahim Bey’in büyük bir iş hanında yazıhane tutması; dosyalar, defterlere gömülerek hayali yazışmalar düzenlemesi anlatılır.
 
 Üç İstanbul: Mithat Cemal Kuntay, bu romanında Abdülhamit, Meşrutiyet ve Mütareke dönemlerinin İstanbul’unu anlatır.
 
 
 Küçük Ağa: Tarık Buğra’nın kurtuluş savaşını konu alan eseridir. Padişah’a bağlılığı güçlendirmek için Akşehir’e gönderilen İstanbullu Hoca, Kuvayi Milliyecilerin kendisini öldürmek istemesi üzerine çetecilere karışı ve Küçük Ağa adıyla anılır. Çolak Salih’le tanıştıktan sonra padişah yanlısı tutumunu bırakarak Kuvayi Milliye hareketini destekler


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...