Sizin sorunuz sitemizde bulunan sorulardan daha farklı bir soru ise bu bölüme sorunuzu  yazabilirsiniz.

Sorunuzu  yazarken;

Sorunuzun daha önce sitemizde yanıtlanmış olup olmadığına,
Sorunuzun açık ve sade bir şekilde anlaşılır ve düzgün yazılmış olmasına dikkat ediniz..

Sistem yoğunluğuna göre en kısa sürede sorunuz yanıtlanacaktır.

 Soru Sormak için Tıkla

Soruları Okumak için Tıkla

 

Tanzimat Devrinde Roman ve Hikaye - Edebiyat Tarihi

Tarih:22/4/2008 | Kategori: Tarih

İntibah Romanın İncelenmesi, Tanzimat Devri Romanlarının Genel Özellikleri ve Bu Romanlardaki Kişiler

                                              

Tanzimat Devrinde Roman ve Hikaye

 

·    Türk edebiyatında batılı roman 1860’tan sonra başlar.

 

·    Önceleri Fransız romanlarından çevirilerle başlar, ardından yerli yazarlar kendi tekniklerini kullanırlar.

·    Okunan ilk Fransız romanı François Fênelon’un Yusuf Kâmil Paşa tarafından Telemak adıyla çevrilen Telemahos’un Maceraları isimli eseridir.

 

·    Bu devirde de romanda iki ayrı kol görülür. Birincisi Ahmet Mithat öncülüğündeki batılı romanlar ile Türk romanlarını uzlaştırmaya çalışan yoldur. Bu yol, halk hikayeciliğinin bir çeşit modernleştirilmesidir.

 

·    İkinci yol ise; batı kültürü ile çeşitli yollardan temasa geçmiş olan sınırlı aydınlar topluluğu için Namık Kemal tarafından açılan, yerli hikaye dikkate alınmadan, doğrudan doğruya batılı hikaye ve roman tekniğini uygulamaya çalışan yoldur.

 

·    Tanzimat devrinin bir çok romancısı, sanat değerinin daha üstün bastığını düşünerek ikinci yolu seçmişlerdir.

 

·    Devrin ilk dönemindeki romancılık (romantizmi istisna edecek olursak) Divan edebiyatının da, halk hikayeciliğinin de tamamıyla dışındadır. Doğrudan doğruya Fransız romanları örnek alınarak yapılan denemelerdir.

 

·    Tanzimat hareketinin medeniyet değiştirme anlamında olduğunu ilk anlayan Ahmet Mithat’tır.

 

·    Sosyal fayda peşinde koşan Ahmet Mithat, Türk halkında çağdaş medeniyete uymayan düşünüş ve yaşayış tarzını değiştirmeyi düşünmüştür.

 

·    Ahmet Mithat’tan sonra, hikaye ve roman tarzını ilk deneyen Şemseddin Sami’dir.

 

·    Ahmet Mithat’tan sonra,  devrin ikinci mühim romancısı Namık Kemal’dir. Namık Kemal, edebiyatı “sosyal fayda sağlamakta bir vasıta” olarak görür.

 

·    Devrin diğer önemli şahsiyetleri ise: “Sergüzeşt” ile Samipaşa-zade Sezai ve “Araba Sevdası” ile Recai-zade Ekrem’dir.

 

·    Araba Sevdası’nda yazar, yanlış medenileşmeyi ele almıştır. Sergüzeşt’te ise esirlik teması işlenmiş, bir cariye ile paşa oğlunun ölümle son bulan aşkı anlatılmıştır.

 

·    Devrin yaşama anlayışı bu romanlara konu olmuştur.

 

Tanzimat dönemi romanlarının genel özellikleri:

 

·    Bu dönemde romanların bazı ortak temaları vardır. “Esirlik”, bu ortak temalardan biridir.

 

·    Bu temayla birlikte aşk, ahlak bozukluğu, kültür değişimi, insanlarda sosyalleşme, batıdan gelen teknolojiye ve rahatlığa sahip olma isteği gibi konular da yer almaktadır.

 

·    Dönemin romanlarında iyi kişiler çok iyi, kötü kişiler ise çok kötüdür.

 

·    Yazarlar taraf tutmaktadırlar.

 

·    Bu dönemde romana müdahale kusuru vardır. Yazar, bilgi vermek için aksiyonu keser ve bilgi vermeye yeltenir. Kişiler eğlenirken, bilgi sahibi olsunlar istenir.

 

·    Tanzimat romanındaki kişiler “tip”tir.

 

·    Tipte çelişki yoktur, tek bir özellik vardır o özellik öne çıkar. Kişi derinlemesine tanınmaz.

 

·    Karakter ise daha derindir, çelişkileri vardır.

 

·    Romanda karaktere Halit Ziya ile ulaşılır.

 

Tanzimat döneminde teknik boyutta roman dili gelişmemiştir; anca Namık Kemal bu dili geliştirenlerdendir.

Şair Evlenmesi Adlı Eserin İncelenmesi, Namık Kemal’in Hürriyet Kasidesi’nin Açıklaması ve Edebi Öçütler

                                              

ÖLÇÜT

 

Günlük hayatımızda karşılaştığımız gibi, meslek hayatımızda karşılaştığımız problemlere duygusal olmayan, uyguladığımız prensiplerdir.

 

ŞAİR EVLENMESİ

 

Yazar bu romanında, çatışmaya açıklık getirmiştir. Ayrıca, görücü usulü evlenmenin sakıncalı yönlerini belirtmeye çalışmış, din adına yapılan bir takım korkunç şeyleri ve dini suistimal etmenin örneklerini vermiştir.

 

HÜRRİYET KASİDESİ

 

 


 

 

Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selametten

Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükûmetten

 

Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten

Mürüvvet-mend olan mazluma el çekmez ianetten

 

Hakir olduysa millet şanına noksan gelir sanma

Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr ü kıymetten

 

Vücudun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır

Ne gam rah-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

 

Muini zalimin dünyada erbab-ı denaettir

Köpektir zevk alan sayyad-ı bi-insafa hizmetten

 

Hemen bir feyz-i baki terk eder bir zevk-i faniye

Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

 

Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler

Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

 

Cihanda kendini her ferdden alçak görür ol kim

Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melametten

 

Felekten intikam almak demektir ehl-i idrake

Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedametten

 

Durup ahkam-ı nusret ittihad-ı kalb-i millette

Çıkar asar-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

 

Eder tedvir-i alem bir mekînin kuvve-i azmi

Cihan titrer sebat-ı pay-ı erbab-ı metanetten

 

Kaza her feyzini her lutfunu bir vakt için saklar

Fütur etme sakın milletteki za'f u betaetten

 

Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdamı

Felekte baht utansın bi-nasib- erbab-ı himmetten

 

Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir

hicâb etsin tabiat yerde kalmış kabiliyetten

 

Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim

Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

 

Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim

Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

 

Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette

Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

 

  

Ne gam pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet

Kaçar mı merd olan bir can için meydân-ı gayretten

 

Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın

Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

 

Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin

Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

 

Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler

Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

 

Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim

Ayırmaz sâdıkân-ı aşkını âlâm-ı gurbetten

 

Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir

Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

 

Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd

Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

 

Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet

Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

 

Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret

Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

 

Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet

Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk esâretten

 

Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme

Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

 

Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl

Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

 

Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et

Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

 

Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar

Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Bu yazıyı P@ylaş