Türkiyede Küçükbaş Hayvancılık - Türkiyenin Geçim Kaynakları - E

» Türkiyede Küçükbaş Hayvancılık - Türkiyenin Geçim Kaynakları - E

Sponsorlu Bağlantılar

Tüm dijital fotoğraf makinesi fırsatları için tıklayın !

Küçükbaş Hayvancılık
  • Koyunculuk
Son yıllarda hemen hemen tüm bölgelerimizde küçük baş hayvan varlığımız bir yandan azalmaya devam ederken, diğer yandan da türlerin oransal dağılımında koyunculuğun payı giderek azalmaktadır. Cumhuriyetin ilk yıllarında koyun varlığı, hayvan varlığımızın yaklaşık %53’ünü oluştururken, son yıllarda bu oran %80’lere çıkmış,daha sonra tekrar %50’lere düşmüştür. Yıllara göre koyun, kıl ve tiftik keçisi sayısındaki değişimler verilmiştir.
Koyun varlığımızın büyük bir bölümünün verim yeteneği düşük olan yerli ırklardan oluşması,diğer verimlerin iyileştirilmesinde olduğu gibi, bunlara bağlı olarak kuzu verimi ile ilgili özelliklerin ıslahını gündeme getirmektedir. Bu amaçla, Cumhuriyetin ilk yıllarında Batı Anadolu ve Marmara Bölgelerinde Alman Et Merinoslarının Kıvırcıklarla melezlenmesi sonucu ile işe başlanmıştır, daha sonra ORta Anadolu'da ve Doğu Anadolu’da Akkaraman ve Morkaramanlar ile devam edilmiştir. Çevirme melezlemesi yöntemiyle yürütülen bu çalışmalardan, Batı Anadolu’da Türk Merinosu, Orta Anadolu’da Anadolu Merinosu tipleri elde edilmiştir. Ayrıca Malya Tarım İşletmesi'nde Malya Koyunu geliştirilmiştir. Ancak,Merinos tiplerinin çevre şartlarına duyarlılığı, yapağı destekleme politikasında istikrarsızlık ve çeşitli ekonomik faktörler nedeniyle güçlüklerle karşılaşılmıştır. Daha sonraki dönemlerde yeni melezleme denemeleri yapılmıştır. Bunlardan birisi Rambuoullet ile Dağlıç melezlenmesi sonucunda elde edilen Ramlıç, diğeri Tahirova ve İlle de France melezlemesi sonucunda elde edilen Menemen koyunudur. Bununla birlikte Batı Anadolu ve Trakya'da süt ve döl verimi yüksek ve kasaplık kuzu üretiminde ana soyu olarak kullanılmak amacıyla çeşitli tiplerin elde edilmesi çalışmaları yapılmıştır ve değişik bölgelerimizde benzeri çalışmalar yapılmaktadır.
Koyunlarımızın yaklaşık %69’sının yerli ırklardan meydana geldiği düşünülürse, hayvan başına elde edilen verimin düşük olmasının nedeni anlaşılır. Ülkemizde koyunlardan elde edilen ürünler ve bunların toplam üretim içerisindeki payları verilmiştir.
Koyunlardan elde edilen etin toplam et üretimindeki payının 1985 yılında %33.90’a çıktığı görülmektedir. Bunun sebebi,o yıllarda Arap ülkelerine yapılan et ihracatının artmasıdır. Ancak daha sonraki 10 yılda bu oran yaklaşık yarı yarıya azalarak %16.46’ya gerilemiştir. Süt üretiminde de benzer azalmalar olmuştur. Yapağı üretiminde 1985 yılında hayvan kesimlerinin en üst düzeye çıkarılmasıyla bir azalma,daha sonra artış gözlenmektedir. Bu rakamlardan açıkça görülmektedir ki, toplam et ve süt üretimi içerisinde koyunculuğun payı giderek azalmaktadır. Bu azalma 1985-1995 yılları arasında daha da belirginleşmiştir. Bunda koyun sayısının giderek azalması, tüketici baskısı ve tüketici alışkanlıklarının değişerek kırmızı et üretiminde büyükbaş hayvanların ön plana çıkması, Ortadoğu ülkelerine canlı hayvan ve et ihracatı, terör nedeniyle halkın Güneydoğu Anadolu Bölgesin’den kaçışı gibi nedenlerin etkili olduğu söylenebilir. Koyun yetiştiriciliğinde genel durum bu şekilde ortaya konulduktan sonra, mevcut problemler ve çözüm önerileri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:
1) Entansif üretime müsait bölgelerimizde yerli ırklarımızın kültür ırklarıyla melezlenerek et ve süt verimi yüksek yeni tiplerin geliştirilmesi gereklidir.
2) Maddi problemler nedeniyle,kuzuların erken yaşta kesime gönderen yetiştiricilere gerekli krediler verilerek bu materyalden azami ölçüde faydalanmalarına imkan tanınmalıdır.
3) Besicilere önemli zararlar veren et ithalatının kesin olarak önüne geçilmelidir.
4) Koyun yetiştiriciliğinin bilinçli ve karlı bir şekilde yapılabilmesi için üretici birliklerinin kurulması gereklidir.
5) Hastalıklarla etkili mücadele yapılmalı ve koruyucu tedbirler yoğunlaştırılmalıdır.
6) Koyun yetiştiriciliği ile ilgili araştırmalar yeterli değildir. Özellikle her bölgenin koyun ürünleri tüketme eğilimleri ve yurt içi talepler dikkate alınarak, yeni koyun tipleri oluşturmaya yönelik ıslah çalışmalarına ağırlık verilmelidir.
7) Mer’alarımızın durumu gözden geçirilmeli, daha verimli bir şekilde kullanılmasıyla ilgili tedbirler alınmalıdır.
8) Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde halkın ekonomik durumunun iyi olmaması nedeniyle koyunların bakımı ve beslenmesi yetersiz kalmaktadır. Bu problemin çözümü için gerekli destek sağlanmalıdır


Tarımın bir kolu olan hayvancılık ; ekonomik değeri olan hayvanların yetiştirilmesi, çeşitli şekillerde yararlanılması ve pazarlanması olayıdır. Kırsal kesimlerde hayvancılık tarımın sigortası durumundadır. İklimdeki karasızlıkların tarımı olumsuz yönde etkilemesinden dolayı. Tarım hayvancılık birbirini destekler. Örnek : Şeker fabrikaları çevresinde besi hayvancılığının gelişmesi. Doğu Anadolu Bölgesinde iklim ve yer şekillerinin tarımsal faaliyetleri olumsuz etkilemesinden dolayı bölgede birinci ekonomik faaliyet hayvancılıktır. Türkiye hayvan varlığı fazla olan bir ülkedir. Ancak hayvanlarımızın et, süt, yumurta, yapağı verimleri düşüktür.

HAYVANCILIĞIMIZI GELİŞTİRMEK İÇİN
Hayvan Soyları İyileştirilmeli (Islah edilmeli)
Yerli ırklar et-süt verimi yüksek olan ırklarla melezleştirilmeli veya iyi cins hayvan ithal ederek sayısını artırmalıyız. İyi cins hayvan yetiştirmek amacıyla Cumhuriyetin ilk yıllarında çalışmalar başlatılmıştır. İyi cins hayvan yetiştiren
çiftliklere hara denir. Örnek : Bursa-Karacabey,Eskişehir-Çifteler.

Mera Hayvancılığı Yerine Ahır Hayvancılığı Geliştirilmeli
Mera hayvancılığı otlaklarda yapılan hayvancılık şeklidir.Masrafsızdır. Ancak verim düşüktür. Bundan dolayı yem kullanımı fazla olan , fakat verimi yüksek olan ahır hayvancılığına önem verilmelidir.

Otlaklar Korunmalı
Otlaklarımız tarımda makinalaşma ile sürekli olarak daralmaktadır. Ayrıca otlaklarda aşırı otlatma sonucu otlaklar
bozulmaktadır. Bu olumsuzluklar sonucunda hayvanlarımız yeterince beslenememektedir. Hayvancılığı eliştirmek için bu olumsuz durumlar önlenmeli.
Yem üretimi artırılmalı. Erken kesim önlenmeli (süt kuzu-süt dana) Salgın hastalıklarla mücadele edilmeli Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalı.

*** Türkiye de genelde mera hayvancılığı gelişmiştir. Bundan dolayı hayvancılımızın coğrafi dağılışında daha çok iklim etkilidir. Ayrıca et ve süt üretimi de iklimin etkisialtındadır.Hayvancılık Ülkemizde, kırsal kesimde çeşitli tarım ürünlerinin yetiştirilmesinin yanı sıra hayvancılık da yapılır. Doğu Anadolu Bölgesi'nde sert tabiat şartları nedeniyle hayvancılık en önemli ekonomik faaliyeti oluşturur. Hayvanların et ve sütünden yararlanıldığı gibi deri ve yünü de sanayide ham madde olarak kullanılır. Hayvancılıktan daha fazla verim alabilmek için hayvan soylarının ıslah edilmesi, çayır ve mera hayvancılığı yerine modern ahır hayvancılığının yapılması gerekir. Büyükbaş hayvancılık: Çayır ve otlakların geniş yer kaplaması nedeniyle daha çok Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz Bölümü ile Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum  Kars Bölümü'nde yapılır. Küçükbaş hayvancılık: Ülkemizde genelde küçükbaş hayvancılık yapılır. Bozkır (step) bitki örtüsünün görüldüğü, düzlük veya hafif eğimli yamaçlar küçükbaş hayvancılık için elverişlidir. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Marmara Bölgesi'nde Ergene havzası küçükbaş hayvancılığın yapıldığı en önemli yerlerdir. Arıcılık: Ülkemizde çeşitli bitki örtülerinin görülmesi nedeniyle arıcılığa elverişlidir. Arıcılık bütün bölgelerimizde yapılmakla birlikte Ege Bölgesi'nde daha yoğun ve modern olarak yapılır. Balı il ünlü yerler arasında; Muğla, Antalya, Rize, Kars, Erzurum, Konya, Hakkari sayılabilir. İpek böcekçiliği: ipek böceği denilen tırtıl, dut ağacının yaprağı ile beslenir, ipek böcekçiliği en çok Marmara Bölgesi'nin Güney Marmara Bölümü'nde (Bursa, Gemlik, Balıkesir, Bilecek) ve İstanbul’da yapılır. Kümes hayvancılığı: Ülkemizin kırsal kesimindeki hemen her yerinde ekonomik değeri olmayan kümes hayvancılığı yapılır. Fakat önemli olanı son yıllarda gelişen büyük şehirlerin yakınında kurulan tavuk çiftlikleridir. Bunlar büyük kentlerin hem et hem de yumurta ihtiyacını sağlar. Kümes hayvancılığı en çok Marmara ve Ege Bölgesi'nde yapılır. 3. Su Ürünleri Ülkemiz üç tarafının denizlerle çevrili olması, birçok sayıda göl ve akarsuya sahip olması nedeniyle zengin bir su ürünleri potansiyeline sahiptir. Ancak balıkçılık gelişmemiştir.
HAYVANCILIK

Tarımın bir kolu olan hayvancılık ; ekonomik değeri olan hayvanların yetiştirilmesi, çeşitli şekillerde yararlanılması ve pazarlanması olayıdır. Kırsal kesimlerde hayvancılık tarımın sigortası durumundadır. İklimdeki karasızlıkların tarımı olumsuz yönde etkilemesinden dolayı. Tarım hayvancılık birbirini destekler. Örnek : Şeker fabrikaları çevresinde besi hayvancılığının gelişmesi. Doğu Anadolu Bölgesinde iklim ve yer şekillerinin tarımsal faaliyetleri olumsuz etkilemesinden dolayı bölgede birinci ekonomik faaliyet hayvancılıktır. Türkiye hayvan varlığı fazla olan bir ülkedir. Ancak hayvanlarımızın et, süt, yumurta, yapağı verimleri düşüktür.
HAYVANCILIĞIMIZI GELİŞTİRMEK İÇİN
Hayvan Soyları İyileştirilmeli (Islah edilmeli)
Yerli ırklar et-süt verimi yüksek olan ırklarla melezleştirilmeli veya iyi cins hayvan ithal ederek sayısını artırmalıyız. İyi cins hayvan yetiştirmek amacıyla Cumhuriyetin ilk yıllarında çalışmalar başlatılmıştır. İyi cins hayvan yetiştiren
çiftliklere hara denir. Örnek : Bursa-Karacabey,Eskişehir-Çifteler.

Mera Hayvancılığı Yerine Ahır Hayvancılığı Geliştirilmeli
Mera hayvancılığı otlaklarda yapılan hayvancılık şeklidir.Masrafsızdır. Ancak verim düşüktür. Bundan dolayı yem kullanımı fazla olan , fakat verimi yüksek olan ahır hayvancılığına önem verilmelidir.

Otlaklar Korunmalı
Otlaklarımız tarımda makinalaşma ile sürekli olarak daralmaktadır. Ayrıca otlaklarda aşırı otlatma sonucu otlaklar
bozulmaktadır. Bu olumsuzluklar sonucunda hayvanlarımız yeterince beslenememektedir. Hayvancılığı eliştirmek için bu olumsuz durumlar önlenmeli.
Yem üretimi artırılmalı. Erken kesim önlenmeli (süt kuzu-süt dana) Salgın hastalıklarla mücadele edilmeli Çiftçi eğitilmeli ve kredi desteği sağlanmalı.

*** Türkiye'de genelde mera hayvancılığı gelişmiştir. Bundan dolayı hayvancılımızın coğrafi dağılışında daha çok iklim etkilidir. Ayrıca et ve süt üretimi de iklimin etkisialtındadır.
KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK

KOYUN

Bozkırların hayvanıdır. Hafif dalgalı düzlüklerde iyi yetişir. Türkiye'nin iklim şartları genelde koyun yetiştiriciliğine
elverişlidir. Düşük sıcaklık sebebiyle Doğu Anadolu Bölgesinin doğusunda yetiştiriciliği gelişmemiştir. Ayrıca Doğu Karadeniz bölümünün kıyı kesiminde yüksek nem ve gür çayırlardan dolayı koyun yetiştirilmez. En fazla koyun yetiştiren bölgemiz İç Anadolu'dur. Bozkırların geniş alan kaplamasından dolayı. Doğu Anadolu Bölgesi (batısı) ve G.Doğu Anadolu Bölgeleri de koyun yetiştiriciliği gelişmiştir.
Koyun kısa boylu otların geniş alanlarda yetiştiği bozkırlara uymuş bir hayvandır. Türkiye'nin birçok bölgelerinde ve özellikle yarı kurak olan step sahalarında başlıca yetişme yerini bulmuştur. Koyun, yürüyüşü ağır bir hayvan olduğundan, dik yamaçlı yerleri değil, düzce veya hafif dalgalı araziyi ister. Koyun. Anadolu'da eskiden beri ye­tiştirilmiş bir hayvandır. Yeşil otlakların bir süsü olmuş bulunan koyun, eti ve sütü, yünü ve derisi ile yaşantımızda önemli yer tut­muştur. Memleketimizdeki başlıca soyları kıvırcık, dağlıç, karaman (akkaraman, morkaraman), sakız ve merinostur. Kıvırcık koyunu Trak­ya ile Güney Marmara bölgesinde yetişir. Et kalitesi çok iyidir. Bu soy, bir yüksek yayla hayvanı olmayıp, iyi otlaklar ister ve soğuğa fazla dayanamaz. Bu nedenle yüksek yaylalar bu cins koyunun yayılma sınırını çizmiştir. Dağlıçlar ise, bütün batı Anadolu'da ve bu arada Ege böl­gesinin çok dağlık olmayan bölgelerinde yetişir. Ege bölgesinin bir başka koyun cinsi de sakızdır ki, ince ve az geniş kuyrukludur. Tür­kiye'nin öteki bütün bölgelerinde iri kuyruklu koyunlar yetişir. İç ve Doğu Anadolu'nun yaygın koyun soyu Karamandır' ki, bölgesine göre çeşitleri vardır. Bütün bu yerli koyunlarımızın yünleri çoğunca kalın ve kısadır. Bu nedenle, 50 yıl kadar önce yumuşak ve ince kumaş do­kumaya daha elverişli olan merinos koyunu yetiştirilmesi yoluna gidilmiştir. Bu arada yün dokuma fabrikalarımız için merinos yünü ithal edilmiştir. En fazla İspanya'da tutunmuş olan bu cins koyun, mem­leketimizde de Karacabey' deki ve Bandırma yakınlarındaki merinos is­tasyonlarında yetiştirilmiş, eski koyunlarımızla melez şekilleri de elde edilmiştir. Merinosların yünü ince ve uzun olup, et kalitesi yüksek de­ğildir. Bu nedenle türlü ülkelerde kasaplık koyunlarla birleştirilerek melez soylar üretilmiştir. Merinos soylarının en yaygın olduğu ülkeler Avusturalya, Güney Afrika ve Arjantin'dir.
Et ve yün vasıfları farklı olan bütün bu koyunlarımızın sayısı 40 yıl kadar önce 13 milyon tahmin olunmuş, bu miktar günümüze kadar çoğalmış, 1970 de 36.500.000'i, 1982 de 50.000.000'0 bulmuştur. Buna göre, memleketimizde bugün nüfus başına bir koyun düşmektedir: Yün (yapağı) üretimi 57.000 tonu biraz geçmiştir. Yerli koyunlarımızın yün verimi az olup, ortalama olarak koyun başına 1,5 kilo kadardır. Me­rinos koyunlarının verimi ise 4 kiloyu bulmaktadır. Türkiye, dünyanın çok koyun yetiştiren ülkelerindendir.

Koyun Türleri:
Kıvırcık: Soğuğa dayanıklı değildir. Et verimi yüksektir.
Marmara ve Ege Bölgelerinde yetiştirilir.
Dağlıç: Ege ve İç Batı Anadolu'da yetiştirilir.
Karaman: Ege, İç, Doğu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilir.
Sakız ve Merinos: G.Marmara Bölümünde yetiştirilir. Merinos yünü için yetiştirilmektedir.

KIL KEÇİSİ

Dağlık bölgelerin hayvanıdır. Ağaçların filizlerini yemek suretiyle beslenir. Ormanlara zarar verdiği için sayılarının azaltılması yoluna gidilmektedir. En fazla Akdeniz Bölgesi ile Doğu Anadolu Bölgelerinde yetiştirilir.
Kılkeçisi, koyuna göre daha dayanıklı, daha kolay beslenebilir bir hayvan olup, dik yamaçlı dağlık yerlerimizde yetiştirilir. Anadolu'nun birçok yerlerinde köy evlerinin çoğunda 1-2 keçi bulunur ve özellikle sütü için beslenirse de dağlık yerlerde sürüler halinde de beslenir ve üretilir. Memleketimizde 15 milyon kılkeçisi (I 982) vardır. Ormanlık ve fundalık yerlerde uzun süre beslenmiş bulunan kılkeçisinin, filizleri ve sürgünleri yemesi yüzünden ormanlarımız zarar görmüştür. Ormanlarım korumak isteyen Avrupa ülkeleri kılkeçisi sayısını azaltmışlardır (Yu­goslavya, İspanya gibi), Memleketimizde de orman korunması nedeniyle biraz azalma olmuş, hiç olmazsa artma olmamıştır (1956 da 19 milyon kılkeçisi vardı).

TİFTİK KEÇİSİ

Tiftiği için yetiştirilmektedir. Yurdumuzda Ankara-Konya çevresi ile G.Doğu Anadolu Bölgesinde Siirt çevresinde yetiştirilmektedir. *** Sağılan ve kesilen hayvan sayısı az; üretilen süt ve et miktarı fazla ise orada Büyük baş hayvancılık (inek yetiştiriciliği) gelişmiştir. Sağılan ve kesilen hayvan sayısı fazla iken; üretilen et ve süt miktarı az ise Küçük baş hayvancılık gelişmiştir( Koyun yetişitiriciliği).
Tiftik keçisinin bir adı da "Ankara keçisi" dir. Bu cins keçinin tüyleri ince, uzun ve ipek gibi parlaktır. Bu özelliği ile bazı hallerde iyi yünlerden de üstün tutulur. Bu keçinin başlıca yaşama alanları İç Anadolu'nun kuzey ve batı kenarları ile doğu kenarları ve aşağı Kızılırmak kesiminin batı yakasıdır. İç Anadolu'nun başka yerlerinde de seyrek olarak ve kılkeçisi ile birlikte bulunur. Uzun süre Anadolu'ya mahsus bir keçi soyu olmuş bulunan ve Batı ülkelerinde "Ankara keçisi" adı ile ta­nınan bu ekonomik değer, bundan 90 - 100 sene kadar önce (19. yüzyılın sonlarında), bu doğal şartların benzerinin bulunduğu Güney Afrika'ya ve Kuzey Amerika'nın batı bölgelerine götürülerek orada üretilmiş, zamanla o ülkelere uyan soylar oluşturulmuştur. Bugün memleketimizde 3,5 milyon tiftik keçisi vardır (1982). Bu miktar, 1959 da 6 milyondan çok idi. Günümüze kadar tiftik ürünümüz bir dış ticaret malı olmuş, memleket içinde bunun tüketimi fazla olmamıştır.
SIĞIRLAR
Sığırların sütünden, etinden ve gücünden memleketimizde çok ya­rarlanılmıştır. Anadolu'nun birçok köylerinde, birçok evlerde ailenin ge­çimine girmiş bir iki sığır bulunur. Evlerden çobanlar vasıtasıyla top­lanan inekler, sürü halinde çevrede otlar, akşamlan yine yerli yerine dönerler. Kimi halde de sığırlar bir elden beslenir, yetiştirilir ve üretilir. Bunlar büyük sürüler halinde yaylalarda çayırlarda beslenir ve man­dıralarda da yetiştirilirler. Bugün sığır. özellikle sütü ve eti bakımından ülkemizin başta gelen ekonomik kaynaklan arasındadır. Sayı ba­kımından da koyun ve keçiden sonra en fazla sayı sığırlarda olup. 15 milyona yaklaşmaktadır (1982
Türkiye'nin her bölgesinde sığır vardır. Uzun süre sığır, mem­leketimizde birinci derecede çift hayvanı olmuş ve sütünden fay­dalanılmış, etinden ise faydalanma yönü bunlara göre geride kalmıştır. çoğunca bakımsızlık yüzünden ineklerimizin yerli cinsleri bozulmuş, gövdeleri küçük kalmıştır. Ancak. Kars - Erzurum yaylalarının boylu ve taze otları ile beslenen sığırlar gelişmiş, böyle şartların bulunduğu başka yörelerimizde de iyi cins inekler yetişebilmiştir. Ayrıca, haralarda ve mandıralarla çiftliklerde iyi beslenen ve iyi soylar olarak üretilen inek­ler verimli olmuşlardır. Şimdi, Batı ülkelerinde olduğu gibi memleketimizde de sığır eti son yıllarda daha çok aranır olmuş. böylece sığır yetiştirilmesi daha büyük önem kazanmıştır.
Bugün yurdumuzda çeşitli soydan sığır yetiştirilmektedir ki, baş­lıcaları boz-sığır, kara-sığır, kırmızı-sığır ve çeşitli melez soylardır. Boz-inek adı ile de söylenen birincileri Trakya ve Batı Anadolu'da çok­tur. Yerli kara-sığırlar ise İç Anadolu ile kuzey çevresinde beslenir. Bu soyun inekleri yılda 500 - 600 litre süt verir. İyi beslenmeyenlerinde ise bunu bile almak zorlaşır. Etleri makbuldür. Doğu kırmızı-inekleri Ku­zeydoğu ve Kuzey Anadolu'da beslenir. Parlak kahverenkli olduklarından bu ad ile anılırlar. Bunlar bol süt verirler. Kasaplık olarak da kullanılırlar. Güney kırmızı-inekleri ise Akdeniz bölgesi ile Güneydoğu Anadolu'da beslenir. Koyu kahverenklidirler. Bütün bu sığırlar çoğunca gövdeli olup, inekleri az süt verirler (Kars tarafları hariç). Bunun için başka ülkelerden (Avusturalya, İsviçre gibi) damızlıklar getirtilerek haralarımızda bol süt veren inekler yetiştirilmiştir.
Bunlardan başka Türkiye'nin nisbeten bol sulu ve bataklık yerlerinde manda (bir milyon) vardır. Bunların sütleri, öteki sütlerden daha yağlı, eti daha az makbuldür. çoğunca koşum hayvanı olarak yararlanılmıştır.
Ayrıca, at (1971 de 1 milyon, 1982 de 800 bin), köylümüzün çok işine yarayan eşek (2 milyon) dağınık ve sarp yerlerin önemli bir yük hayvanı olan katır (1978 de 300 bin) vardır.

KÜMES HAYVANCILIĞI

Kümes hayvanları içinde en fazla yetiştirilen tavuktur. Kümes hayvancılığı bütün bölgelerimizde yapılabilmektedir. Ama en fazla Marmara ve Ege Bölgelerinde gelişmiştir. İstanbul, İzmir, Manisa, Balıkesir, Ankara gibi büyük kentler çevresinde gelişmiştir.
Etinden ve yumurtasından yararlanmak için üretilen ve beslenen tavuk, hindi, kaz, ördek gibi kanatlı hayvanlar "kümes hayvanları" adı altında toplanmıştır. Memleketimiz için önemi gittikçe artan kümes hayvanlarının bakımı, üretilmesi, verimli olmaları "tavukçuluk" adı verilen ilmin uygulanmasıyla mümkün olur. Memleketimizde "Ta­vukçuluk Enstitüleri" ve üretimi yerleri kurulmuştur. Türkiye'de kümes hayvanlarının ekonomik değeri en fazla olanı tavuktur. Mem­leketimizde 57 milyondan çok tavuk ve horoz bulunmakta (1982), hindi sayısı ise 3 (1982) milyona yaklaşmaktadır. Yılda üretilen tavuk yumurtası sayısı 5 (1982) milyara yaklaşmaktadır. Bir tavuk ortalama olarak, 2 kilo kadar gelir. Besili tavuklar arasında ise 3 - 4 kilo gelenleri az değildir. Bütün kuşlar gibi, tavuklar da yumurtaları ile ürerler.
İyi bir tavuk yılda 200 - 250 yumurta verir. Tavuk üremesi normal kuluçkalarla olduğu gibi, kuluçka makinaları ile de üretilmektedir. Türkiye'deki tavuk cinsleri arasında denizli, hacıkadın, santepeli, cebeci, gerze cinsleri tanınmıştır. Bunların dışında sonra gelmiş başka tavuk cinsleri de vardır: İspenç, beç, legorn, brahma, koşin, plimut gibi.
Memleketimiz ekonomisi bakımından tavukçuluğun önemi gittikçe atmıştır. Tavuk eti, sindirimi kolay olan iyi bir besin maddesidir. Yumurtanın da besinde önemli yeri vardır. Türkiye, tavuk yetiştiren ül­keler arasında ise de, modem tavukçuluk henüz gelişme yolundadır.
Memleketimizde eskiden beri ve bugün tavuğu olmayan bir köye rast­lamak hemen hemen mümkün değildir. Köylerde hemen her evin tavukları vardır ki, bunlar açıkta dolaşır, kendi kendine beslenir, yumurtlar Köylü, yumurtalarını ve tavuğunu çoğunca en yakın pazara götürerek bunları paraya çevirir. Tavukçuluk esaslarına dayalı tavuk üre­timi, özellikle büyük şehirlerimiz çevresinde artmıştır.

ARICILIK

Bal, bal mumu, polen ,arı sütü elde etmek için arıcılık bütün bölgelerimizde yapılabilmektedir. En fazla Ege ve Doğu Anadolu Bölgelerinde gelişmiştir. Muğla, Manisa, İzmir, Balıkesir, Çanakkale, Ağrı, Erzurum, Hakkari, Rize (Anzer yöresinin balları çok ünlüdür), Artvin, Ordu önemli bal üretim merkezlerimizdir. Türkiye değişik iklim bölgeleri ve coğrafyasından dolayı çok zengin ve çeşitli arı florasına sahiptir. Bu özelliği nedeni ile Çin, ABD ve Meksika'dan sonra koloni varlığı açısından 3.5 milyon adet koloni ile dünyada 4. sırada yer almaktadır.
Türkiye'nin toplam bal üretimi 65.000 tondur. Bunun 4.000-8.000 tonu dış satıma gitmektedir. Halen 38.000 aile arıcılık yaparak, bal ve diğer arı ürünlerini üretmektedir. Bu ailelerin 10.000 adedi geçimini sadece arıcılıktan sağlamakta, diğer 28.000 aile ise yan gelir olarak arı ürünleri üretmektedir. Ancak ülkede koloni başına ortalama bal verimi 15-17 kg civarında olup, arıcılıkta gelişmiş ülkelerdeki verimin 1/3'ü kadardır.

İPEK BÖCEKÇİLİĞİ
İpek böceği yetiştirme ve kozasından ipek elde etme faaliyetidir.Dut yaprağı yemek suretiyle beslenir. En fazla G.
Marmara'da gelişmiştir. Bursa, Balıkesir, Bilecik çevresinde çok gelişmiştir. İpekli dokumada ise Bursa-Gemlik-İstanbul gelişmiştir.

BALIKÇILIK
Yurdumuzun etrafı denizlerle çevrili, birçok akarsu ve tatlı su gölümüz olmasına rağmen balıkçılık gelişmemiştir.

Balıkçılığın Gelişmemesinin SebepleriDenizlerimizin balık bakımından zengin olmaması. Açık deniz (Okyanus) balıkçılığının yapılmayışı.
Taşıma ve depolama imkanlarının yetersizliği. Zararlı avlanma yöntemlerinin uygulanması (dinamit patlatma, trol
avcılığı gibi) Denizlerimizdeki kirlenmenin önlenememesi.

Türkiye’de Hayvancılığı Etkileyen Etmenler


Hayvancılık tarımsal etkinliklerin bir koludur. Tarımla uğraşan nüfus bir yandan toprağı işleyip çeşitli ürünler elde ederken, diğer yandan da hayvan besler. Bunların etinden, sütünden, gelirlerinden yararlanılır. Engebeliklerin fazla olduğu bölgelerde önemli bir ekonomik etkinlik olarak gelişmiştir. Türkiye hayvan sayısı bakımından Dünya’da önemli bir yere sahip olmasına karşın hayvansal ürünlerin üretimi oldukça düşüktür. Verim düşüklüğünün nedenleri şunlardır :

Hayvan Soylarının Durumu : Türkiye’de yerli ırkın et ve süt verimleri düşük olduğundan başka ülkelerden getirilen damızlık hayvanlarla melez ırklar üretilmektedir. Bu nedenle haralar kurulmuştur. Bursa’daki Karacabey ve Eskişehir’deki çifteler haraları en önemlileridir.

Otlakların Durumu : Büyük ve küçükbaş hayvancılığın yapıldığı yerlerde hayvanların otlatıldığı alanlara otlak denir. Otlaklar bozkır ve dağ otlakları diye ikiye ayrılır. Bozkır otlakları, yazları sıcak ve kurak geçen yerlerde bulunur. Bu tür otlaklarda en çok küçükbaş hayvan beslenir. Dağ otlakları, yazları serin geçen bölgelerde bulunur. Otlar uzun boylu ve gürdür. Bu alanlarda çoğunlukla büyükbaş hayvan beslenmektedir. Türkiye’deki otlakların yetersiz olması hayvancılıktaki verimi düşürmektedir.

Mera Hayvancılığı Türkiye’de hayvancılık daha çok mera hayvancılığı şeklinde yapılır. Kış aylarında ağıl ve ahırlarda arpa, saman ya da kuru otlarla beslenen hayvanlar yazın meralarda (otlaklarda) otlatılır. Bu nedenle mera hayvancılığında doğal koşullara bağlı olan et ve süt verimi düşüktür.

Besi ve Ahır HayvancılığıHayvansal ürün verimini artırmak için ahır hayvancılığı (mandıracılık) yaygınlaşmaya başlamıştır. Özellikle büyükbaş hayvanlar temiz ve bakımlı ahırlarda modern yöntemlerle beslenir. Şekerpancarının küspesi hayvan yemi olarak değerlendirilir. Bu nedenle şeker fabrikaları çevresinde ahır hayvancılığı gelişmiştir. Marmara Bölgesi’nde besicilik ve mandıracılık daha yaygındır.
Hayvancılığın Türkiye Ekonomisindeki Yeri
Türkiye’de hayvancılık, artan nüfusun beslenmesinde ve endüstri hammaddesi olması açısından önemli bir yer tutar. Tarımsal üretimin % 40’ı, ulusal gelirimizin yaklaşık % 20’si hayvancılıktan sağlanmaktadır. Dış ticaretimizde hayvancılık % 15’lik bir paya sahiptir.

İnternetteki Kaynaklardan Yararlanılarak Derlenmiştir.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...